“Sanatsız kalmış bir toplumun
hayat damarları kopmuş demektir.”
Mustafa Kemal ATATÜRK
Sanat bir toplumun ilerlemesi ve çağdaşlaşması yönünde çok önemli katkıları olan anlayışlar bütünüdür. Sanat eğitimini tamamlamış ve yaklaşımlarında sanatın inceliğini kullanan bireylerin her alanda daha mutlu ve performansla çalıştığı gözlenmektedir.
Türk sanat tarihi Türkiye'mizin bir zenginliğidir. Dünya coğrafyasında en eski ve yayılmışlık gösteren Türk Sanatı, İslam öncesinde ve İslam sonrasında da dünya uygarlığına ve kültürüne büyük etki yapmıştır. Türk tarihi MÖ 1. binden bugüne kesintiye uğramadan sürmüştür. Geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Türk devletlerinin zengin bir kültür birikimi vardır. Türk sanatı tarihi, “İslamiyet Öncesi Türk Sanatı” ve “İslamiyet ve Sonrası Türk Sanatı” olmak üzere iki dönemde incelenebilir.
İSLAMİYET ÖNCESİ
TÜRK SANATI
Mongoloidler Sanatı
Bugün yerli yabancı bütün tarihçiler, Türklerin, Türk diye anılmaya başlamadan çok önce tarih sahnesindeki yerlerini kabul etmişlerdir. Sadece "çok önce" deyimi ile belirtilmek istenen zaman süresi, bir tarihçiden diğerine değişmektedir. Kimi tarihçiler bu süreyi, hem de bir ölçüde şüpheleri bulunduğunu da belirtmek suretiyle, ancak İsa'dan önce (MÖ) III. yüzyıla kadar uzatılabilmekte; diğer bir bölümü, herhangi bir şüpheye yer bırakmadan bu süreyi MÖ IV-V. yüzyıla çıkarmakta; pek sınırlı bir grup ise daha gerilere, MÖ XII-XV yüzyıllara kadar gidebilmektedir. Aslında bu süre, Türk tarihinin ve kültürünün erken döneminin başlangıcını da belirtmektedir.
Orta Asya'da ırkların yayılışını toparlayacak olursak Türklerin ataları olması çok muhtemel bulunan beyaz ve brakisefal ırk, Altay-Sayan, Tanrı Dağları ve biraz da
Kazakistan'a yayılmıştı. Zerefşan Vadisinde, bu ırkla akraba bir halk bulunuyordu.
Amuderya'nın güneyinde, Pamir'de, Afganistan ve İran'da, daha kuzeye gidilecek olursa Hazar denizinin kuzeyinde, Kuzey Kafkasya'da ve Güney Rusya'da Akdeniz ırklarına yakın Dolikosefal bir insan soyu vardı. Altay dağlarının doğusu ve Güney Sibirya ise Mongoloid bir ırkla yerleşik bir hayatı oluşturmuştur.
MÖ I. binin başlarına ait Altay kültürü kazı raporlarının tam olarak yayınlanmamış olması nedeni ile hâlâ belirsiz bir durumdadır. MÖ I. binin yarılarında ise Büyük Hun Devleti'ni kuracak olan boyların yavaş yavaş kendilerini göstermeğe başladıklarını, gerek Çin kaynaklarından ve gerekse buluntulardan anlamaktayız. Ünlü, hayvan resimli “Bozkır Sanatı” çığırlara bölünebilir; ama Macaristan Ovası'ndan Huang-Ho'nun (Sarı Irmak) büyük kıvrımına dek uzanan alan üzerinde rastlanan hayvan resimli “Bozkır Sanatları” arasındaki benzerlik çarpıcıdır; dinden çok, büyüsel-dini bir teknik olan Şamanlığın tunç çağından beri var olduğu bilinmektedir ve Şamanlık aynı zamanda paleoasyalıların ve başka birçok halkın da malıdır.
Hun Devleti Sanatı
Altay dağları ve yöresi Hun'lar aracılığıyla ilk Türk kültür ve sanatının yeşerdiği
merkez oluyordu. Altay dağlarında rastlanan zengin kurganlar, bunun en açık göstergesidir. Ölülerin eşyaları ile beraber gömüldükleri mezarlara kurgan adı verilmekteydi. Düz kılıçlara karşılık Türklerin yaptıkları eğri kılıçlara, kurganlarda çokça rastlanmıştır. Altayların kuzeyinde zengin altın madenlerinin bulunması, Hun kültüründe ve sanatında altın ve altından eşyaya ayrı bir yer kazandırmıştır. Orhun nehrinin yanında Hunlar kendi başkentlerini kurmuşlar ve sanat eserleri ile bu bölgeyi donatmışlardı. (Türk Sanatına Bakış devam edecek..)
KAYNAK: www.meb.gow.tr, www.tugra.org, www.osmanlisanati.com, www.archnet.org, www.kultur.gov.tr,
www.uygurworld.com, Tarihte Türk Devletleri, Milliyet Yayınları, GOMBRICH E.H., Sanatın Öyküsü, ASLANAPA Oktay - Türk Sanatı, TURANİ Adnan - Dünya Sanat Tarihi, AKYÜZ A.Kerim - Yayınlanmamış Ders Notları, ENGİN Ayça - Yayınlanmamış Ders Notları..