“Yaşamak, ciddi bir iştir” der bir usta kalem. Bir diğeri ise “Yaşamak, sadece soluk alıp vermek değildir” diye söyler. (TDK) Türk Dil Kurumu sözlüğü de “Yaşamak, canlılığını, hayatın varlığını sürdürmek; sağ olmak; oturmak, eğleşmek; geçinmek; görüp geçirmek, başından geçmek gibi anlamlara gelmektedir” diye yaşamın tanımına daha doğrusal bir boyut kazandırır..
Bunların tümü çoğunlukla doğru ve gerçekleri yansıtan tanımlar ama ne varki, yaşamak deyince benim aklıma önce, “akılcı ve kaliteli” yaşamak geliyor. Yaşamakla ilgili bir diğer algım da “yararlı olmak” biçiminde öne çıkıyor. Yani ben, yaşamaktan, akılcı ve kaliteli yaşamayı ve yararlı olmayı anlıyorum.
Akılcı yaşamak, zararı farkeden bir düşüncenin yönlendirdiği yaşam biçimidir. İnsanlık için, insanın ilgili olduğu herşey için; dünyamız, ülkemiz, devletimiz, cumhuriyetimiz, toplumumuz, ailemiz, dost ve arkadaşlarımız için, çalışırken işyerimizde, evde ailemizle olan birlikteliğimiz için, kültürümüz, tarihimiz ve yaşadığımız çağ için, evreni paylaştığımız herşey için; hayvanlar ve bitkiler için, doğa ve çevre ilişkilerinde insanca duruş serileyebilmek için 21. Yüzyılın gelişmiş insanına yakışan, aklını, zekasını kullanan insanın yaşam biçimini sergilemeliyiz. Bunu insanca yaşamak ve insanlık onurumuz için yapmalıyız.
Kaliteli yaşamak, lüks yaşamak değildir. Herkesin varsıllığı kendini ilgilendirir. “Yaşamak, sadece soluk alıp vermek değildir” diyen ne güzel söylemiş. Bu tümce, bizim çoğu şeyi en kestirme yoldan ve kolayca anlamamızı sağlıyor aslında. Tabi ki anlayana..
Yaşamsal kalite, pahalı bir yaşamı sürdürmek, yüksek fiyatlı ürünler kullanıp, lüks mekanlarda tatil yapıp, gezip tozup eğlenmek değildir. Akılcı yaşam anlayışının yarattığı çizgide kendini, ailesini, toplumunu ve insanlığı hedefleyen bir yaşam kalitesi anlayışıdır. Bunu başarabiliriz.. Öfke, kin, nefret, hırs, tüm yolsuzluklar, kıskançlık, dedikodu, yalan ve hileden uzak durmak yeterli. Kaliteli yaşamak için önce, insan olduğumuzun farkına varıp evrendeki canlılar ile aynı hayatı paylaştığımızın bilincinde olmalıyız.
Kaliteli yaşamak; yaşamı sürdürülür kılmak amacıyla insan sağlığına özen göstermeyi gerektirir. Bağımlılık yaratan alkol ve tütün kullanımının bu çağda sonlanmamış olması kaliteli ve akılcı yaşamdan ne denli uzakta olduğumuzun göstergesidir.. Ülkemiz, yaşayan ölüler ülkesi olmamalı. Zaten iş kazası, trafik kazası, terör, yoğun sağlık sorunları vb. nedenlerle bir dolu can kaybı yaşanan ülkemizde, ağır yaşam koşulları yetmezmiş gibi günde 2-3 paket tütün tüketmenin de anlamsızlığını yazmadan edemeyeceğim. Kaliteli yaşamak, önce kişinin kendi vücuduna saygı duyması demektir. Ailesine, çocuklarına ve onların sağlıklarına ve sağlıklı beslenmesine dikkat etmesi demektir. Kaliteli yaşamak, bilerek, öğrenerek, anlayarak ve sorgulayarak yaşamaktır. Arzu ve isteklerinin, gereksinimlerinin farkında olmak ve sorunların giderilmesi yönünde duygudan önce akla başvurmak nitelikli yaşama giden yolu kısaltacaktır. Elbette, kaliteli yaşam herkesin hakkıdır. O hakka sahip olacak da bireyin kendisidir. Yaşamak; zamanı iyi yönetebilmektir. Zamanı iyi yönetenler, üyesi oldukları toplum için üstün ve nitelikli değerler yaratır. Yaşadığı çağın farkında, sorunlarının çözümlemesini yapmış, geleceği gören insanlara yaşıyor denebilir..
Değer yaratan kişi, yarar sağlayan insandır. Sosyal adalete ve emeğe saygılı, aydınlanmaya gönül vermiş yurttaşlar sadece kendileri ve aileleri için değil, ülkeleri ve toplumları için de yararlı insanlardır. Öğrenen, öğrendiğini öğreten ve çevresine yararlı olan kişi benlik duygusunu çoktan aşmış, bireysel kazanç hırsının ötesinde nitelikli bir yaşama sahip kişidir.
Nitelikli yaşamın ölçütü ise; yararlı olmak, akılcı davranmak, onurlu ve doğru olmak ve özgün yaşam kalitesini yaratabilmektir. Tekrarlamakta yarar görüyorum; “Kaliteli yaşamak, lüks yaşamak değildir.” Yaşamak sadece ciddiye alınması gereken bir olgudur..
Dünyada bu kadar adaletsiz bir dağılım varsa, bunda hepimizin sorumluluğu var! Niko Guido