“Kalmak ya da Geçmek..” Mayıs ayı başından itibaren, her öğrencinin duyumsadığı tatlı heyecanın ana temasını oluştururken nasıl bir yaz tatili geçireceğimizin de ipuçlarını verirdi bize.. Başarılı bir karne getirip sınıf geçildiğinde sorun yoktu. “Benim arslan oğlum!..”, “Aferin güzel kızıma!...” tümceleri ile takdir edilirdik, ama utana sıkıla getirerek, evde saklayacak yer arayacağımız bir karne ile döndüğümüzde bütün yaz tatilimiz burnumuzdan gelirdi. İkmale kaldığımızda ise durum daha da içinden çıkılmaz hal alırdı. O yıllar, benim zaman zaman anımsadığım birer hoş anı oldu şimdi..
Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim okullarındaki 832 bin 726 öğretmenin görev yaptığı 61 bin 592 okulda, 17 milyon 234 bin 452 öğrenci eğitimlerini tamamlayarak 14 Haziran 2013 Cuma günü karne aldı. 3 ay sürecek yaz tatilleri başlayan çocuklarımız, 180 iş günü ve yaklaşık 8 ay süren eğitim-öğretim yılının yorgunluğunu çıkaracak ve 2013-2014 eğitim-öğretim yılına hazırlık yapacaklar.
2012-2013 eğitim-öğretim yılı 17 Eylül 2012'de başlamış, öğrenciler 28 Ocak-8 Şubat arasında yarıyıl tatili yapmıştı. 2013-2014 eğitim-öğretim yılında, ilk zil 16 Eylül Pazartesi günü çalacak. Anaokulu ve ilköğretim birinci sınıf öğrencileri 9 Eylül'den 13 Eylül'e kadar "uyum programı"na alınacak. Birinci yarı yıl 24 Ocak 2014'te sona erecek. Yarı yıl tatili, 27 Ocak-7 Şubat 2014'te yapılacak. İkinci dönemin ilk dersi 10 Şubat'ta görülecek. 2013-2014 eğitim-öğretim yılı, 13 Haziran'da tamamlanacak. 2014-2015 eğitim-öğretim yılı ise 15 Eylül 2014 Pazartesi başlayacak..
Bir eğitim döneminin sonunda çocuklarımızın aldığı karneleri, onların başarı ya da başarısızlığını %100 belirleyen belge gibi nitelemek, önemli bir yanılgının ilk işareti olarak algılanmalıdır. Nedir bu yanılgı? Yanılgı; öğrencilik dönemindeki başarı ile yaşamdaki başarının ayrımına varamamaktır. Kimi zaman okuldaki başarı, yaşamdaki başarının garantisi olmayabiliyor. Ülkemizde rakamlarla ifade edilen başarı ölçütünün oldukça katı olduğunu, başarı ve başarısızlığı kesin çizgi ile ayıran değerlendirmelerin öğrencileri not bağlamında sıralamaya ve hem öğretmenlerde hem ailelerde bir yarış duygusunu yükselterek gereksiz bir rekabete neden olduğunu görüyoruz.
“Başarılı Öğrenci” ya da “Başarısız Öğrenci” tanımları rakamlar üzerinden yapılmakta, öğrencinin, ders bütünün farklı parçalarındaki motivasyonu, sorumluluk alması, projeyi sahiplenmesi, gurup arkadaşlarıyla uyumluluğu vb. konular raporlanamadığı için de, öğrencilerin bireysel gelişim değerlendirmeleri sağlıklı bir biçimde ortaya konamamaktadır. Oysa, sanata, spora, farklı uğraşlara ilgi ve yeteneği olan öğrencilerin bu konuda gelişmelerine fırsat verilerek olanak sağlandığında, o alanın doruğunda başarı gösteren bireyler olabildiğine de tanık oluyoruz..
Öğrencilerin karne yoluyla bireysel farklarını sadece rakam ile ortaya koyan yöntemin değişmesi gerektiğini savunuyorum.. Öğrenci başarısının değerlendirilmesinde, her öğrencinin kişilik özelliklerini, yetenek ve eğilimlerini raporlayan ayrıntılı bir belgenin ana-babaya sunulmasının yararlı olacağına ve gelişime yönelik parkurların daha da netleşeceğine inanıyorum.
Olumlu bir karne ile eve dönen çocuklarıyla birlikte sevinen ebeveynler; çocuğa pahalı armağanlar almak yerine, başarısının çocuğa verdiği mutluluk ve sevinci öne çıkararak aslında ödülünü kendi iç dünyasından alması gerektiği, çocuğun özgüveninin yükselmesinden, kendisiyle gurur duymasından daha önemli bir şeyin olmadığını anlatmaları gerekir.
Olumsuz bir karne getiren çocuğuna aile kendi ana-babalık değerlendirmelerini ve karnelerini görüyormuş gibi bakmalı ve bir ebeveyn olarak; kitap okuma, yardımlaşma, okulu ve öğretmenleri ziyaret, iletişim kuma, çocuğu ile birlikte kültürel etkinliklere katılma, onun ilgi ve yeteneklerini tanımaya çaba gösterme vb. olguları sorgulayarak o sene çocukları için evde ne tür ortamlar hazırladıklarını yeniden gözden geçirmelidir.
Öğrencilere diğer insanlarla ilişki kurarak onlara yardım etmek gibi davranışlarla daha mutlu olacağı bilincinin de verilmesi gerekir. Çocuklarımızda, adalet, eşitlik, saygı, sevgi, dostluk, yardımlaşma, insanı, canlıyı, doğayı sevme ve koruma, sanat eserlerini anlamaya çalışma gibi özelliklerin oluşturulmasında karakter eğitimi açısından yararlı olabilir ve bu nedenle de yaz tatili önemli bir fırsattır.
Öğrencilerimize yararlanacakları bir tatil dileğiyle..