“Atlar tepişir eşekler ezilir..” Ne anlamlı, ne güzel bir söz. Buyurun, kitabın orta yerinden bir diğer söz daha; “Sen eşek olduktan sonra sırtına binen çok olur..” Bu sözleri çoğaltabiliriz; “Gerçekler balçıkla sıvanmaz..”, “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar..”, “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.” vb..
45 yıl önce Kapital'i okuduğumda küresel yayılmacılığın ve onun hizmetinde olan tüm aktörlerin bu denli acımasız ve insan düşmanı olduğunu genç beynimde canlandıramadığımı itiraf etmeliyim. Seneler her şeyi öğretiyor insana. Projeksiyon makinesinin camından perdeye yansıyan kırık dökük görüntüler gibi tek tek düşüyor aklıma eski yaşananlar, izlenimler, deneyimler..
Tüm dünyada sergilenen acımasız ve yayılmacı bir oyunun ülkemizde gerçekleştirilen sahnelerini yıllardır izliyoruz. Çok üzülerek söylüyorum; memurun, işçinin, köylünün ve emeklinin yok sayıldığı bir sistemin üyesiyiz. Zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olduğu hatta köleleştirildiği ve tüm koşulların sadece ekonomik aktörlerin çıkarına hizmet ettiği bu sisteminin adı Kapitalizim'dir.
Kapitalizmi kavramadan yaşananları anlamamızın olanağı yoktur. Sadece kişiler ve onların üyesi olduğu siyasal ve diğer akımlar üzerinden değerlendirme yaparak da asla sonuca varamayız. Medyadan izlediğimiz, açıklama ve beyanatlarını dinlediğimiz “devlet büyüklerimiz(!)” o büyük oyunun sadece figüranı olabilirler.
Sistemi anlamak; ekonomiyi, üretim araçlarını, üretim ilişkilerini, rant ve çıkar anlaşmalarını görmekle kavranabilir. Bir toplumda emeğe ve insana biçilen değer, yaşlıya, hastaya ve çocuğa ayrılan bütçe o ülkenin ekonomik sistemi hakkında bilgi verir. Bilim, eğitim, kültür ve sanata gerekli önemi vermeyen ülkeler gelişmemiş cahil toplumlara sahip olur. O toplumlardan eğitim, bilim, sanat ve kültüre duyarlı siyasetçilerin yetişmesini beklemek de yersiz olur.
Küçük bir örnek verecek olursak; bir ülkedeki AVM sayısı kütüphane ve müze sayısından çoksa, bireyler sormayan, sorgulamayan ve sadece bilinçsizce tüketen varlıklara dönüşür. Çünkü kapitalizim bunu ister. Kapitalizm her türlü yolsuzluğa hoşgörü ile bakar. Yalan, dolan, talan, yandaş kayırma, torpil, yolsuzluk, ötekileştirme, rant sağlama, çıkarcılık, hırsızlık ve rüşvet, sistemin gereğidir. Çıkar yüzünden dostlar düşman olurken düşmanların dostluğuna tanık oluruz.
Para bu.. “Paranın dini imanı olmaz” derler. Ne doğru! Paranın ırkı, ulusu, cinsiyeti, rengi de olmaz..
“Eeee... Küresel yayılmacılar başka ne yapar?” diye soracaksınız mutlaka; Petrol, verimli topraklar, yeraltı varlıkları, su kaynakları, uygun iklim koşulları ya da stratejik öneminden dolayı ülkelerarası yapay sorunlar çıkartarak toplumları birbirlerine düşman eder, toplumsal bunalım yaratır. Söz konusu küresel ekonomik sistem, hem başka topraklarda söz sahibi olabilmek hem de silah satabilmek amacıyla devletler arasında savaş çıkartır. İç barışı bozacak eylemlerde bulunarak aynı coğrafyada yaşayan farklı etnik gurupları karşı karşıya getirir.
Tekrar söylüyorum; atların tepiştiği, eşeklerin ezildiği bir düzeni yaşıyoruz. İnsanın adamdan sayılmadığı, birileri deveyi hamuduyla götürürken, alınteri döken çalışanlarımıza 3-5 liralık revize edilmiş asgari ücret dayatması gerçekten trajikomik değil mi?
Uyan Türkiye! Hiç olmazsa yeni yılda uyan!
MUTLU YILLAR..