Müslüman, Allah'ın iradesine karşı konulamıyacağına ve hidayetin yalnızca Allah'a ait olduğuna kesin olarak iman eder ve insanları zorla müslüman yapmanın haddi aşmak olduğunu bilir. Bu yüzden müslüman, bütün insanların bir gün gelipte zorlada olsa müslüman olacaklarını ve müslümanlar gibi yaşayıp onlar gibi düşüneceklerini beklemez. Allah (cc) bu konuda Peygamberini bile uyardığına göre, böyle bir şey mümkün değildir. İşte Ayet-i Kerime. Yunus 99
' Ey Muhammed! Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde iman etsinler diye insanları zorluyormusun? '' Yüce Allah, bu kadar önemli bir konuyu Peygamber (sav) e yasaklıyor ki, Peygambere bile yasaklan bir davranışa, başkaları asla cür'et etmesinler. Din, fikir ve vicdan hususunda muhaliflerine hoş görüyle bakmanın temeli, İslam-ın akıllara ve kalplere yerleştirmiş olduğu gerçek, samimi ve berrak düşüncelerden kaynaklanmaktadır. Dini, ırkı ve rengi ne olursa olsun her müslümanın, insanın üstün (keremli) bir varlık olduğuna inanmasıdır. İşte Ayet-i Kerime İsra 70
'Şüphesiz Biz Adem oğlunu muhterem kıldık, karada ve denizde onları taşıttık. Helal ve temiz şeylerle onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.'' İşte kesinleşmiş olan bu yücelik, her insanın saygınlığının korunmasını gerektirir. Şanlı Peygamberimizin eşsiz hayatından bir örnek.
Buharinin Cabir b. Abdullah'tan rivayet ettiği bir hadiste şöyle anlatılır.
' Allah Rasulünün yanından bir cenaze geçti. Rasulüllah ona saygı için kalkıp durdu. Kendisine Ey Allah-ın Rasulü o bir yahudinin cenazesidir denildi. Bunun Üzerine Allah Rasulü '' Oda bir insan değilmidir? Hayır İslamda her insanın bir saygınlığı ve yeri vardır. Bu tür bir tavır ve yorum ne kadarda kötü'' diye rek cevap verdi. Bizler elhamdülillah müslüman bir milletiz. Referansımız Allah'ın Kitabı KUR'AN ve Hz Peygamberin sahih SÜNNET-i olmalıdır. Çünkü bu iki ilahi kaynak asla yanıltmaz. Zira dünya ve ahiret hayatının mutlak doğrularını ifade eder. Fikir ve düşüncelerini, kibir gurur, kişisel çıkar, nefis ve şeytaniyyet üzerine oturtarak konuşan, düşünen ve yaşantısını ona göre düzenleyen, planı projesi, tenkitleri ve tekliflerini aynı format üzerinde şekillendiren hiçbir kişi ve kuruluştan dertlere deva, sadra şifa herhangi bir hayırlı netice alınamaz. Bu şekilde geçen zamanlar kayıp zamanlar, harcanan emekler boşa giden emeklerdir. Aslolan, insanın imani ve İslami hakikatlere bağlı kalmasıdır.