Yazının başlığı, Hasan Akar'ın yeni kitabının adı!
Kitapta, Cumhuriyet döneminde, yani 1923'ten günümüze kadar Tokat'ta valilik yapan 36 ismin yaşam öyküleri ve Tokat'a yaptıkları hizmetler anlatılmış.
Aslında, Hasan Akar adını bu gazetenin okuyucuları tanırlar.
Ama ben yine de, kısaca ondan söz edeceğim.
Hasan Akar, Tokat doğumlu bir edebiyat öğretmeni! Mesleğinin 20 yılını Niksar'da geçirmesi, kentin sosyal ve kültürel tarihi ile ilgilenmesi, Niksarlı bir hanımla evli olması nedeniyle bence o Niksarlı sayılır.
Zaten, yazdığı ve yazılmasına katkı sağladığı 9 kitabın 6 tanesi Niksar'la ilgilidir.
Hasan Akar son derece üretken, sosyal ilişkileri çok iyi olan birisi. Bu nedenle, her kesimden insanlarla diyalog kurmakta zorlanmaz. Örneğin, siyasal görüşlerimizin farklı olmasına karşın, Akar'la Ben yakın dostluk ilişkileri içindeyiz.
O'nu herhangi bir kahvehanede veya dernek lokalinde oyun oynarken göremezsiniz.
O, ya yurt içinde veya dışında bir kültürel etkinliktedir, ya da yazacağı bir yazının araştırması peşindedir.
*
Biyografi yazmak zor iştir. Hele de o kişi bu dünyadan göçüp gitmiş ise…
Biyografisi yazılan kişinin, yaşadığı ya da görev yaptığı kentle olan ilişkisini yazmak ise daha da zordur.
Araştırma yapmak, iğne ile kuyu kazımak gerektirir.
Hasan Akar bu zor işi başarmış!
*
Ben kitabın dijital baskısını inceledim. Elimdeki kitap, büyük boy 252 sayfa.
Hasan Akar, kitabında anlattığı valilerden sağ olanlarıyla birebir görüşmeler yapmış. Sağ olmayanların da yakınlarıyla görüşmüş.
Ayrıca Tokat'ta yaşayan hemşerilerinden adı geçen valileri yakından tanıyanlarla da konuşarak, onların bilgi ve anılarından faydalanmış.
Elde ettiği bilgileri, fotoğraflarla zenginleştirmiş.
Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'nde, Mülkiyeliler Birliği, Türk İdareciler Derneği kitaplıklarında araştırmalar yapmış.
Halis Cinlioğlu Kitaplığı'yla İl Halk Kitaplığı'nda da konuyla ilgili bilgileri taramış.
Kısacası, kitabı dört başı mamur hale getirmek için elinden gelen her şeyi yapmış!
*
Kitap, sadece kentte valilik yapan 36 ismin anlatımıyla sınırlı kalmamış.
Kentin, 1389 yılında Osmanlı yönetimine geçmesinden bugüne kadar ki idarî yapısı da incelenmiş.
Bu süre içerisinde Tokat'ı yönetenlerin adlarına, kentin nüfus ve ekonomik yapısına değinilmiş. Fotoğraflar ve bazı yazışmalara ait Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü belgelerinin fotokopilerine yer verilmiş.
Bu belgelerden, kentin 1800'lü yılların son çeyreğinde 15 bin hane, 75 bin nüfusa sahip olduğunu ve padişah iradesiyle Sivas vilayetine bağlı bir sancak statüsüne yükseltildiğini öğreniyoruz.
Vilâyet ve vali sözcükleri dilimize Arapçadan girmiştir.
İsmet Zeki Eyuboğlu'nun, Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü'nde, vilâyet sözcüğü'nün, “yakınlık, bağlılık, bir nesneyi güce dayanarak elde tutma anlamında kullanılan Arapça “vilâye” sözcüğünden geldiğini öğreniyoruz.
Sözcüğün “ermişlik, güçlülük, yakınlık, yeterlilik” olan kök anlamının genişleyerek “il”, “kent” anlamını aldığını; vilâyet sözcüğünden gelen, veli (ermiş), velilik (ermişlik) anlamlarına vâli sözcüğünün ise vali olarak kullanıldığını görüyoruz.
Sevan Nişanyan'ın Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü'nde vali sözcüğünün, Türkçe'nin dil tanıklarından olan Gülistan tercümesinde ve İrşadü'l-Mülük ve's-Selâtin'de Farsça'dan, “bakan, gözeten, yöneten, gözkulak olan, egemenlik yetkisini kullanan” anlamına geldiği yazılmaktadır.
Cumhuriyetin kuruluşundan 9 yıl sonra, 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulan “Türk Dili Tetkik Cemiyeti” –sonraki adıyla Türk Dil Kurumu- dilimize giren yabancı kökenli sözcüklere öz Türkçe karşılıklar önerirken, “vali” yerine “ilbay” sözcüğünü önermiştir. Ancak bir süre kullanılan bu sözcük daha sonraları –özellikle 1950 yılından sonra- tekrar vali olarak kullanılmıştır.
*
Türk Dili'nde Vali, bir ildeki işleri hükümet adına yöneten en yetkili yönetici olarak tanımlanır. Ancak o, iktidarda olan bir siyasi partinin temsilcisi gibi değil, devletin o ildeki en büyük temsilcisi gibi davranmak zorundadır.
Ülkemizin birçok ilinde olduğu gibi, Tokat'ta da zaman zaman, mevcut siyasi iktidarın bir memuru gibi davranan, kılıcı kesen siyasilere şirin görünen, iktidardaki partinin il başkanının sözünden çıkmayan valiler görülmüştür.
Ancak onlar yönettikleri halkın üzerinde hep olumsuz izler bırakmışlar ve o makamdan ayrıldıklarında da unutulup gitmişlerdir.
Kendilerini bir siyasi partinin değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin valisi olarak görenler ise halkın gönlünde taht kurmuşlar ve hep iyiliklerle anılmışlardır.
Hami KARSLI
Emekli Yazın Öğretmeni