İnsanlar iki tiptir: iyiler ve diğerleri….İyiler hakkında fazla bilgi yok bende…Bu tiplerin kafası iyilikten başkasına basmaz…dövsen de değişmezler….bunlar, iyi olacak hastanın ayağına giden doktor gibidirler…nasip işte….
Diğerleri dediğim grupta ise şu tipler var:
Deryada yüzüp deryayı, gözleri olup bakmayı bilmeyen tipler…fakat şikayeti çok iyi bilirler…mantık yürütürsek: şikayeti bilen-seven neyi bilmiyor demektir?....şükrü..şükür olmayınca yüzlerden nur-bakışlardan ışık kaçar gider…
Başkasına verir talkını, kendi yutar salkımı tipler……Bunlar, eğitimli de olabilir, alaylı da…Uyanıklık sandıkları şey, ağır bir faturayla geri dönüp, bir an önce salkım söğüt hasta etmeden.. uyansalar iyi olur aslında….
Altın semer vursan yine de eşekliğinden bir şey kaybetmeyen, milyarları bir hamal gibi ordan oraya yığan, fakat yemeyi ele bırakan…ne idüğü belirsiz bir amaç peşindeki tipler…Bunları güneş yap..: doğmazlar…..ay yap..: batmazlar….fakat 'şu kayayı taşı' de, taşırlar…..
İlim için Çin'e gidip ayaklı kütüphane olarak dönüş yapan mekanikleşmiş tipler…..karşı komşudan bir tuz isteyemez bunlar…..Boş teneke gibi çok gürültücü palavracı…ve laf salatacısıdırlar; aydınlatmaz, yorarlar……çoğu zaman dışı seni içi beni yakar cinsinden albeniye sahiptirler….yaldızları çabuk dökülür velakin….
Düğünde zurna, hamamda kurna, havada turna beğenmeyen, “kötüde gönül çok olur” diye iç geçirten tipler….oysa kendileri hiçbir işe yaramaz haberleri yok….akıl var fikir yok oldukları için bu nüansı hesap edemezler.
Bize gelelim gülüp oynayalım, size gidelim yiyip içelim-ci tipler…..uyanıklığın kitabını yazar bunlar…komşudaki tavuğu kaz görürler…kazı yeseler bile yine gözleri arkadaki çöplükte kalır… Bunların canlarını çıkarsan, huyları çıkmaz….elleri bir türlü iyiliğe gitmez; dilleri bir türlü arabuluculuğa dönmez….
………………………………………………………………………………………………………
Kendi adıma konuşursam..bunca tip insanın içinde iyilerden değilsem, insanlıktan istifa etmek isterim……