DAMÜSTÜ (DEMİRCİLER, BAKIRCILAR VE KALAYCILAR ÇARŞISI)
Ömer Üstün, Niksar'da bakırcılar, kalaycılar ve demircilerin çalıştığı ilk çarşının “Damüstü” olduğunu söylüyor ve yerini tarif ediyor:
Orta Çarşı'da, Arasta merdivenlerinin karşısında, Çavuşoğlu Kumaş Pazarı'nın arkasındaki aralıkta, kale surlarının dibinde (Melekgirmez) başlayıp, Nalbantlar Camii (Arzum Havuz Restorant) karşısındaki sokakta son bulan bölgede, ana caddedeki dükkânların bir arka sırasında yer alan demirci, bakırcı ve kalaycıların dükkânlarının bulunduğu yere Damüstü adı verilirdi. O zamanlar çarşıdaki dükkânların çatıları kiremitle değil, toprak damla kaplı olduğu için bu isim verilmişti. Burada yapılan işler ateşli sanat olduğu için yangına karşı tedbir olarak çatılar ahşaptan yapılmıyordu. İşte bu bahsettiğimiz Damüstü denilen yer, 1935 yılına kadar Niksar'ın bir nevi Sanayi Sitesi idi.
Ömer Usta, Damüstü'nü ve daha sonra taşındıkları Pazaryeri'ndeki dükkanları şöyle anlatıyor: Benim yetiştiğim zamanlarda. Damüstü'nde Halil İbrahim Usta, Çıtakoğlu İbrahim Usta, babam Koca Hüseyin Usta, bir de Çıtakoğulları'ndan Kalaycı Hüseyin Usta'nın dükkanı vardı. Dükkanların üstü hep topraktı, adı üstünde “Damüstü” derlerdi. Birde Danabekirin Durmuş Usta'nın yeri vardı. Celeboğlu Çilingir Hakkı Usta'nın dükkanı Faruk Celeboğlu'nun dükkanın hemen üstündeydi. Onun altında, ana caddede semerci dükkanı vardı. Hakkı Usta'nın dükkanının karşısında Şavkı Usta'nın kahvesi vardı. Hem kahvecilik, hem berberlik hem de dişçilik yapardı. Sonra Akkuşlu köylüler Damüstü'nde sergi serip, getirdikleri hoşaflık kurutulmuş armutları satarlardı hafta günlerinde. O zaman Akkuş değil de “Karakuş” derlerdi.
Ben on yaşlarındayken demirci esnafı Damüstü'nden, Hapanın olduğu yere taşındılar. O zaman Hapan yoktu. Orada sekiz on sene kaldıktan sonra şimdiki Öğretmenevi'nin karşısında bayanların El Sanatları dükkanlarının olduğu yere yapılan belediye dükkanlarına geçtiler. O zaman Hakkı Tahmiscioğlu Belediye Başkanı idi. Orası boşluk ve çöplüktü. Belediye orayı doldurdu. Dere kenarına istinat duvarı çıkarak üzerine dükkanları yaptı ve esnafta oraya taşındı.
Köprünün yanında demirci Halil İbrahim (Selçuk) Usta, onun yanında Hulusi Demirdöven'in dükkanı vardı, ondan sonra kalaycı Hüseyin (Çıtak) ustanın dükkanı vardı çıtak, ondan sonrada İbrahim (Çıtak) ustanın dükkanı vardı. Ondan sonra babamgilin dükkânı vardı. Babama Koca Hüseyin (Üstün) Usta derlerdi, babamın ortağı Ahmet (Çıtak) Usta idi. Ondan sonra Osman (Çıtak) ustanın dükkânı vardı. Sonraki dükkanlarda Zileli Hasan Usta ile Canikli Hasan (Özbek) Usta'ların idi. Ondan sonrası boşluktu. Daha sonradan oraya dükkânlar yaptırdı belediye ve bu dükkanlar semercilere verildi.
Ahmet Özdursun, Pazar yerinde demirciler, bakırcılar, kalaycılar, semerciler, dericiler ve değişik esnafların olduğunu anlatıyor ve devam ediyor; Hafta günleri pazartesi salıydı. Pazartesi şimdiki gibi sebze pazarıydı, buğday pazarıydı. Salı günü ise hayvan pazarı vardı. Hayvan pazarı da orada, Gaziahmet'in az ilerisinde oluyordu, sonradan aşağıya taşındı. Pazar yerinin ortasında çok büyük bir kavlağan ağacı vardı. Onu da kurutan Hırsız Tufan oldu. Kavlağanın dibinde sergi açıyordu gıda üzerine ve tuzları kavlağanın dibine yığardı. O tuzlar o kavlağanı kuruttu.
Sonraki yıllarda Çilhane mahallesinin girişinde Yılmaz Celepoğullarının evlerinin yanına Belediyenin yaptırdığı kalaycı dükkanlarındaki esnafları da İzzet Tuna anlatıyor; Baştan itibaren Selahattin Kelkit'in, Hüsamettin Kelkit'in, Ahmet Özdursun'un köşede Ahmet Yelis'in yani dedemin kalaycı dükkanı vardı. Onun yanında Karşıbağ'ın muhtarı Yunus amcanın kalaycı dükkânı vardı. Onun yanında da bizim dükkânımız vardı. 80'li yıllardaydı. 90'lı yıllarda da babam vefat ettikten sonrada yıkıldı, meydan yaptılar orayı da.