Tokat, I. Dünya Savaşı sona erdiği sırada Sivas vilayetine bağlı bir sancak merkeziydi. Nüfusu 100.000'i aşan sancağın kazaları Niksar, Erbaa, Zile ve Reşadiye idi. Bu tarihte nüfusu 100.000'i aşan sancakta Türk ve Müslümanlar büyük çoğunluğu oluşturuyor, Rum ve Ermenilerde azınlıkta bulunuyordu. Mondros mütarekesinin 30 Ekim 1918'de imzalanmasından sonra gelişen olaylar Tokat sancağının Müslüman halkını endişeye düşürdü. Çünkü, Doğu Anadolu'da Ermeni devleti kurmak gayesiyle çalışmalara başlandığı gibi, Karadeniz bölgesinde de Sinop'tan Rize'ye kadar uzanan Pontus devleti meydana getirmek için yerli Rumlar faaliyete geçmişlerdi. Tokat'ta bu devletin sınırları içinde kalıyordu.
Karadeniz bölgesinde başlayan Pontusçuluk hareketi Fener Rum Patrikhanesi tarafından kışkırtılıyor ve Yunan hükümetince de destekleniyordu. Merzifon Amerikan Koleji'nde okuyan Rum öğrenciler 1904 yılında gizli Pontus Cemiyeti'ni kurdular. 1908'de de çalışmasını genişleten Pontus Cemiyet, “Müdafaa-i Meşruta” ve “Mukaddes Anadolu Rum Cemiyeti” gibi cemiyetler tarafından destekleniyordu. Bunlardan Müdafaa-i Meşruta Cemiyeti'nin bir şubesi de Tokat'ta açıldı.
Mustafa Kemal paşa, 23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisinin açılışından bir gün sonra yaptığı konuşmada Pontus konusuna değinmiş ve şu sözleri söylemişti:
"Rumların egemenliğini ve İslam unsurunun esaretini gözeten Atina ve İstanbul'daki komiteler tarafından idare edilen Pontus Hükümeti, Karadeniz kıyıları ve kısmen Amasya ve Tokat'ın kuzey ilçelerinde yaşayan Osmanlı Rumlarının hayallerini körüklüyordu."
Buradan da anlaşılacağı gibi azınlık durumunda bulunan Rum ve Ermeniler Türk düşmanı olan güçlerden aldıkları destekle şımarmışlar ve bir devlet kurma hayaline kapılmışlardır. Bu hayallerini gerçekleştirmek için uygun bir fırsat bekleyen Rumlar, bu fırsata Mondros mütarekesinin imzalanması ile ulaşmışlardı. Mütareke ile birlikte ülkede asayiş giderek bozulmuş, asayişin bozuk olması nedeniyle de ülke genelinde özellikle de Karadeniz bölgesinde çete hareketlerinin önü açılmış, Rum ve Ermeni çetelerinin Müslüman-Türk halkına yaptıkları mezalim dayanılmaz bir hal almıştır. Rum çeteleri “Pontus Devleti” etrafında siyasî emeller peşinde koşmuşlardır. Bu hedefleri doğrultusunda Ermeni çeteleri ile de işbirliği içerisinde olmuşlardır. Gerek Rus ve İngilizler gerekse de Patrikhane ile Yunanlılar, Rum ve Ermeni çetelerinin kurulması, silah ve cephane ihtiyaçlarının karşılanması hususlarında azamî destek sağlamışlardır. Bu çeteler yöremizde bilhassa Tokat'ın Erbaa, Niksar ve Reşadiye kazalarında faaliyette bulunuyorlar, Müslüman-Türk köylerini basıyorlar, halkın para ve değerli eşyalarını gasp ediyorlar, evleri yakıp yıkıyorlardı. Yine, birçok Müslüman'ı katletmişler, pek çok kadın ve kıza da tecavüz etmişlerdir.

Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında yaşadığı olaylar, savaşlar, istiklal mücadelesi, isyanlar memleketin değişik yerlerinde Türk çetelerinin oluşmasına da sebep olmuştur. Askere gitmek istemeyenler, askerden kaçanlar, devlete vergi vermeyenler, hükümet yetkilileriyle ters düşenler vb. dağa çıkmışlar, kaldırdıkları bazı insanlarla soygunlar yapmışlar, adam öldürmüşler devlete tehdit bir unsur olmuşlardır.
Bu çetelerin kimisi bir kısmı ıslah edilmiş, bölgelerindeki Rum ve Ermeni olaylarında üstün başarı göstermiştir. Bir kısmı Kuvayi Milliye ile iş birliği yapmış affedilerek cephelere gönderilmiştir. Lakin bazıları eski huylarından vazgeçmemişler hep zararlı faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Elbette bunların sonunda ya hapishaneye ya da darağacı olmuştur. Bazılarında kendi aralarında çıkan anlaşmazlıklar sonucu kendi kendilerinin düşmanı olarak yok etmişlerdir.
ERMENİ OLAYLARI
Tokat'ta Ermeni olayları 19. yy.'ın son çeyreğinde başlamıştı. Ermenilerden bazıları 1305(1889) yılında "Feda-yı Nefs" adıyla bir örgüt kurmuşlardı. Daha sonra da Merzifon'da kurulmuş olan Hınçak komitesinin bir şubesini Tokat'ta açmışlardı. Tokat'ta birçok olaylara sebep olan Ermenilerin ilk büyük hareketi 1894 yılındaki Tokat Olayları'dır. Niksar'da meydana gelen 1896 ve 1905 yıllarındaki Ermeni Olayları da bölgemizdeki en önemli Ermeni olaylarıdır.
Tokat Olayları
Ermenilerin 1310(1894) yılında Tokat'ta çıkardıkları olay Tokat Harp Divanı'nın 29 Ekim 1310(1894) tarihli ilamından özet olarak aşağıya aktarıl¬mıştır.
...Amasya'dan Tokat'a yanlarında komite talimatı bulunan iki Rus geliyor. Tokat komite başı Dırdıryan Serkiz'in evinde toplanıyorlar. Kahramanoğlu Simon'u onbaşı yapıyorlar. Simon'a: "Hapse girerseniz sakın korkmayınız! Ailenizin ihtiyaçları komite sandığındaki paralarla sağlanacaktır. Çeşitli hile ve düzenlerle hapisten kurtarılacaksınız" gibi birçok vaatler yapılmış¬tır. Aralarında yaptıkları müzakereler sonunda postanın vurulmasına karar vermişlerdir. Bu işi yapmayı, eşkiya olarak dağlarda gezen, Çakıcıoğlu Armanak, Kalostoğlu Serkiz, Pehlivan Serkiz, Kalosoğlu Kasbar, Keşişoğlu Ni¬şan, Bezirganoğlu Ovadis, Melkünoğlu Leon'a vermişlerdi. Komite başı Serkiz Dırdıryan yukarıda adı geçen yedi Ermeni eşkiyasına Çakıcıoğlu Dikran vasıtasıyla vişne rengi çuhadan Gürcü elbisesi yaptırmıştır. Paraları da komite sandığından ödenmiştir.
4 Ağustos 1310 (1894) Perşembe günü akşamüstü posta Tokat'tan İstanbul'a gitmek üzere yola çıkıyor. Para, emanet ve mektup yüklü posta arabası perşembeyi cumaya bağlayan gece saat bir sularında Tokat'ta bir buçuk iki saat uzaktaki Kömeç Köyü yakınındaki şose üzerindeki köprüye geliyor. Köprünün altında saklanmış olan Ermeni eşkıyaları birden bire köprünün altından çıkarak postaya saldırıyorlar. Posta Tatarı Mehmet Efendi eşkıyalara karşı çıkıyor. Bu yedi Ermeni eşkıyası Mehmet Efendi'ye hücum ediyorlar. Kamalarıyla Mehmet Efendi'nin midesinin üstünde iki derin yara açtıktan sonra koyun gibi boğazlıyor; başını gövdesinden ayırıyorlar. Kolunun kemiklerini de kırıyorlar sağ ayağının diz kapağını martini tüfek kurşunuyla parçalıyorlar. Ermeniler, Tokat'tan İstanbul'a giden postadaki 107.350 kuruş para ile postadaki beş dengi gasp ediyorlar. Eşya ve paraları atlarına yükleyerek Tokat'ın Kaşıkçı mevkiindeki bağlara götürüyorlar. Gaps ettikleri denkleri Oharik Kantaryan adındaki Ermeni'ye teslim ediyorlar. Çakıcıoğlu Dikran eşkıyaları Tokat'ta Kırkkilise denilen yerde bir eve götürüyor. Eşkıyanın bindikleri atları da Dikran'ın yanındaki Tardat'a teslim ediyor.
Bir askeri müfreze Ermeni eşkıyasının takibine çıkıyor. Çarpışmalar oluyor. Bu çarpışmalarda Abdullah Çavuş adında bir asker yaralanıyor; daha sonra aldığı yaralardan vefat ediyor.
Eşkiyalar ve yatakçıları birer birer yakalanıp Tokat Harp Divanına sevk ediliyor. Uzun tahkikat sonunda bu olayın komite ile Papaz Kasbar gibi papazların "Birleşelim birlik olalım, Türklerin elinden kurtulalım" gibi kışkırtmaar sonucu çıktığı anlaşılıyor.
1897 yılındaki Tokat olayları ise önce Tokat merkezde başlamış, daha sonra Bizeri Manastırı ve Biskincik köyünde devam etmiştir. Olaylar silah seslerinin duyulması ve "Ne duruyorsunuz ümmeti Muhammed, komiteler hükümeti bastı" şeklindeki bağrışmalar üzerine iki toplum arasında kavga başlamıştır.
Tokat olaylarında merkezde üç İslam yaralı, Ermenilerden de tahminen 15 ölü, Bizeri Manastırı'ndaki olaylarda ikisi papaz 16 Ermeni ölmüştür. Yine Biskincik köyünde de 12 Ermeni öldürülmüştür. Tokat olaylarının duyulması üzerine anlatılan rivayetlere inanan bazı kimseler Biskincik köyünde bu ölümleri gerçekleştirmişlerdir.