Bazen kaleminize hangi konuyu alacağınızı nerede neyi yazacağınızı bilemezsiniz. Bu da bir nasip olmalı, iki yıl öncesinin eylül ayı başlarında Niksar Çamiçi Yaylası'nda yaptığımız bir röportajı yine 2018'in Eylül ayının ilk haftasında, Hatay Dörtyol'un Amanos Dağları eteklerindeki Topaktaş yaylalarında başlayıp kaleme alarak Kasım ayının yapraklarının savrulduğu Ankara'da tamamlayabilmek ne kadar ayrı derinlik bence.
Konumuz çok sevdiği memleketi Niksar'a değer katan Ziraat Mühendisi rahmetli Cemalettin Selimbeyoğlu'nun hayat hikâyesine dair. Çamiçi Yaylasında rahmetlinin eşi Emekli eğitimci Kamuran Selimbeyoğlu ile görüşmemiz sırasında yanımızda o zaman emekliye ayrılmamış eğitimcilerden Osman Abakay, Karayollarından emekli ve aileden Rüstem Bektaş Ağabey ve kızı Burcu var. Eski yayla evleri orijinalinde özenle yapılmış bir yayla evindeki sohbet, Çamiçi Yaylası'ndan Ayvaz'a kadar zihinlere yerleşmiş hatıralarla uzanıp gidiyor.
Cemalettin Selimbeyoğlu 1941 yılının ilkbaharında Niksar'da doğmuş bir şahsiyet. Kimi insanların acıları küçük yaşta daha hayatı tanımadan başlar. Selimbeyoğlu henüz sekiz yaşında iken babası Hacı Ahmet Selimbeyoğlu'nu genç yaşta kaybeder. Annesi Budaklı köyünden Ali Pehlivan'ın kızı Rabia Hanım da 25 yaşlarında dul kalır. Dedesi, Mustafa Selimbeyoğlu gelinine ve üç yetimine (Sabahattin, Cemalettin, Bahattin) kol kanat gererek zor şartlarda onların hem hayata tutunmalarını sağlar hem de onlara hayatı öğretir.
Ortaokulu Niksar'da okuyan Cemalettin, Bursa Işıklar Askeri Lisesi imtihanlarını kazanarak istikbali için bıyıkları terlemeye başladığı bir yaşta gurbetin yolunu tutar. Okulu başarıyla bitirince Kara Harp Okulu'nda öğrenimine devam eder. Ancak 1960 Askeri İhtilalı'nın izlerinin devam ettiği süreçte 21 Mayıs 1962 'de cereyan eden Talat Aydemir kalkışmasında o devrenin tüm öğrencileri gibi o da kendisini okul kapısının dışında bulur. Hayatı kararmıştır, bir komutanın yaptığı yanlışı haksız yere bütün okulun öğrencileri ve aileleri ödemişlerdir. Çare arar, sorar soruşturur çevresine, hayatına nerden devam edebileceğinin yollarını arar. Mağdurdur ama iyi yetiştirilmiştir, yüreklidir, hırslıdır, kolay kolay pes etmeyecek kadar da zekidir.
Yeniden üniversite imtihanlarına girerek Erzurum Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ni kazanır. O yıllar bir tarım ülkesi olan Türkiye'de ziraat mühendisliği revaçta olan bir meslektir. Kader onu askerlikten almış ziraatçılığa koymuştur. Dört yıllık başarılı bir öğrenimden sonra mezun olur olmaz askeri öğrenci iken üç yılını geçirdiği Bursa'da Karacabey Şeker Şirketi Pancar Bölge Şefi olarak işe başlar. Alanında kendini yetiştiren, başarılarını artıran Selimbeyoğlu daha sonra Ziraat Bankası Kredi Mühendisliği görevinde bulunur.
Memleket sevdası ağır basınca Devlet görevinden ayrılarak hemşehrilerin isteği üzerine TÜRSANT Niksar Salça Fabrikası Müdürlüğü'ne getirilir. Ancak ülkede o yıllarda meydana gelen ekonomik kriz işleri olumsuz etkiler ve ayrılmak zorunda kalır. Lakin o boş durmaz, proje üreterek civar köylerde tarımsal çalışmalara ön ayak olur. Halıcılık alanında yöre insanına büyük katkıda bulunur.
1968 yılında evlendiği Kamuran Hanım'dan üç kız evladının sahibi olur. Ziraatçı oluşu ve tabiata âşık olmasından dolayı üç kızına da bu sevgisiyle örtüşen Demet, Buket, Burcu adlarını koyar. 1996 yılında aktif görevlerini bırakarak imkânları ölçüsünde çevresine zirai alanda rehberlik etmeye gayret eder. Yakalandığı hastalığına uzun bir zaman direnir ama nihayetinde yenik düşer ve 20 Ekim 2013'te aramızdan ayrılır.