Müşerref Hekimoğlu ve Erzincan Milletvekili Hasan Çetinkaya'nın Tokat gezisi ve Pamukpınar'da Hasan Kaygıner'i Ziyaretleri
1976 yılı yaz aylarında Erzincan Milletvekili Hasan Çetinkaya ile Cumhuriyet Gazetesi yazarı Anka Ajansı yöneticisi Müşerref Hekimoğlu (1921-2004) Tokat-Sivas güzergahından Erzincan'a giderler. Amaçları Pamukpınar Köy Enstitüsü 1948 mezunu ,1973-1979 yılları arasında Erzincan Senatörü olan Niyazı Ünsal'ın hayatını kitaplaştıracaklardır.Tokat'ta Ünsal'ın, Enstitü'den arkadaşları ile görüşülecek onun Tokat Malkayası mevkiinde iki yaz çalıştığı Pamukpınar'ın 20 dönümlük üzüm bağı görülecek sonrasında da Yıldızeli'ndeki Pamukpınar Köy Enstitüsü yerleşkesine gidilecektir.
Pamukpınar'da arzulanan ziyaret gerçekleşmiş Hasan Kaygınok ile kayda değer bir röportaj yapılmıştır.
Tokat'ta bir hafta kalan Müşerref Hekimoğlu Tokat ve Yıldızeli'ndeki görüşmeleri Cumhuriyet gazetesinde bir aya yakın sürede beş kez köşesine taşımıştır. Ancak işin üzücü yanı, Yazar Hekimoğlu bazı siyasilerin etkisinde kalarak kitabı yayınlamaktan öte Hasan Kaygınok ile yapılan röportajın kayıtlarını, bilgi ve belgeleri, çekilen fotoğrafları Eski Senatör Niyazi Ünsal'a teslim etmemiştir.

PAMUKPINAR'DA OKUYAN NİKSARLI ÖĞRENCİLERDEN:
Necmettin Berdibek 1976 Pamukpınar Öğretmen Lisesi mezunu
Okula kayıt yaptırdıktan sonra iri yarı, güzel giyimli biri dikkatimi çekmişti. Zaman zaman karşılaştığımda görür görmez ceketimi ilikler, başımla selam verirdim. Sonradan öğrendiğimde okulun jokeri Hasan Usta imiş.
Ben onun Rus Hasan olduğunu yeni öğrendim. O bizim amcamız, Hasan Ustamızdı. O bir inşaat mühendisi, o bir elektrik mühendisi, o okulumuzun her şeyi, o okulumuzun en kıdemlisi idi.
Okulda idareci ve öğretmenler kadar emeği vardı. Okulun neresinde bir eksiklik var gel Hasan Usta, nerede bir arıza var, nerede bir olumsuzluk var. Gel Hasan Usta…
Hiçbir öğrencinin zarar gördüğünü, olumsuzluk yaşadığını sanmıyorum. O bizim Hasan Amcamız, okulun Hasan Ustası idi. Mekânı cennet olsun.
Dursun Uca 1976 Pamukpınar Öğretmen Okulu mezunu
Niksar'ın Kiracı Köyü İlkokulu'ndan 1970 yılında öğrenci olarak Pamukpınar 'a gelmiştim. Yatılı olarak okuyacaktım. Okula başladığımda her öğrenci gibi bir “Hasan Usta” efsanesiyle karşılaşmıştım. Pamukpınar'dan mezun olduğum 1976 yılına kadar ise o gerçeği yaşadık. Pamukpınar'ın Hasan Ustası, Pamukpınar'ın her şeyi …
Pamukpınar'da tam 32 yıl bileğinin hakkıyla hizmet vermiş, Hasan Kaygınok! Zeki, akıllı, disiplinli ve çalışkan birisiydi. Yardımseverliğine defalarca şahit olmuştuk. Hasan Usta müthiş bir motor ve elektrik ustasıydı. Okulun elektriği, mutfağı, hamamı, çamaşırhanesindeki su tesisatındaki elektriğine varıncaya kadar mutlaka onun alın teri vardır.
Hasan Usta cumartesi ve tatil günlerinde okulun yemekhanesinde sinemayı çalıştırırdı. Bazen Sivas Valisi ve protokol de filim seyretmek için gelirdi. Makinelilerin ciğerini bilirdi. Bazen fark ettirmeden film kasetinin tersini takar, biz öğrenciler “Makinist! Hasan Usta!” diye tempo tutardık.
Yıl 1973. Soğuk bir kış günü Hasan Usta ile Sivas'tan Pamukpınar'a geliyoruz. Yine defalarca onun tamir ettiği uzun burunlu eski bir otobüsteyiz. Yan yana otururken konuşma ihtiyacı hissetmiş ki benim adımı sordu: 'Dursun' dedim. Nereli olduğumu sordu Niksarlı olduğumu söyleyince hüzünlendi ve ağlayacak gibi oldu. Sonra anlatmaya başladı. Niksar'ı bildiğini, Niksarlı Dursun adında bir çocuğu evlatlık olarak aldığını, büyüttüğünü ve hayata kazandırdığını ve öz evlatlarından ayırmadığını anlatmıştı. Onun bu yardımseverlik yönü beni oldukça çok etkilemişti. O adeta Pamukpınar'ın sembolüydü.
O Hasan Usta! Hasan Kaygınok! Pamukpınar'a yolu düşen her öğrenci, öğretmen kim olursa olsun hayatının bir tarafına dokunmuş ve kalbinde yer etmiştir. Mekânın cennet olsun Hasan Ustam!
Sadık Özdemir/ Öğretmen Pamukpınar Öğretmen Okulu mezunu
Bir Hasan Amcamız vardı!..
1961-1962 öğretim yılı başıydı. Öğretmen olmak amacıyla, daha önce Pamukpınar Köy Enstitüsü olarak öğretmen yetiştiren 1954-1955 öğretim yılından itibaren Pamukpınar İlköğretmen Okulu olan eğitim yuvasına yazılı ve sözlü sınavı kazanarak ilk adımı atmıştım.
İlk günlerde okul ve çevresinde özellikle bu iki kişiyi, gördükçe köylerimizde en yakınlarımızı görür gibi oluyorduk.
Okulumuza alınan öğrencilerin yüzde ellisi köy çocuğu, yüzde yirmi beşi öğretmen çocuğu yüzde yirmi beşi de şehir ve kasabalardaki başarılı ama ortaokulda ve lisede yoksul oldukları için okuyamayan öğrencilerden oluşuyordu.
Bize çok yakın olan bu özel iki kişiyi zamanla tanıdık. Biri Ankara'daki Tarım Lisesi'ni bitiren Atatürk'ün Kurduğu Gazi Çiftliğinde görevlendirilen, yetiştirdiği gülleri Çankaya'dan gelen bir görevliyle Atamızın masasına konulmasını sağlayan Ömer Yurdugül idi.O, 1940 yılında Köy Enstitülerinin kurulmasıyla İsmail Hakkı Tonguç tarafından Kayseri Pazarören Köy Enstitüsü'nde görevlendirilir. Burada taşlar yerine oturunca Tonguç ona “Hadi Ömer Hocam şimdi Pamukpınar'a .” der.