Konya'nın hayatımda apayrı bir yeri var. 1976-1979 yılları arasında üç yılımı yüksek öğrenim vesilesiyle geçirdiğim bu şehirde Hz. Mevlâna'nın derin tasavvufi düşüncelerinden etkilenmemem mümkün değildi. Öyle de oldu nitekim 2018 yılında gün yüzüne çıkarmayı başardığımız “Tokat Mevlevîhânesi ve Son Şeyhi Abdûlhadi Efendi” adlı eserimizin kaynağı o izlerin 40 yıl sonra yansımasıdır. Ve vuslata ulaşmayan ama güzel yaşanılıp hatıralarıyla avunduğumuz bazı ilklerimiz, ilk sancılarımız, ilk ağrılarımızdır Konya.
Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü'nün yurdundaki 10 kişilik odamızda kalanların yarısı Ereğli İlçesindendi. Vedat Gömleksiz, İbrahim Karakurt, Mehmet Tuncay, Ömer Tuna hatırladıklarım. Keza sınıfımızda da Ereğlili arkadaşlar vardı. Bu arkadaşların dışında çok değerli bir dost edinmiştim ki adını unutmamın mümkün olmadığı adam gibi adamlardan biri de Behçet Polat'dı.
Zor yıllardı, kardeşin kardeşe düşman edildiği ağır dönemler geçirdik. Ereğlili arkadaşlar memleketlerine öyle bir güçlük içinde gidebiliyorlardı ki bazen ruhları kadar kolları kanatları da iyi bir imtihandan geçirilmiş arızalı bir vaziyette Konya'ya dönüyorlardı.
Netice olarak bu bunalımlı yıllardan bugüne pek çoğuyla görüşme gayreti içinde olduğum Ereğlili dostlarım kaldı. Onun için Ereğli'nin, adam gibi adamların, Bekdikler'in yaşadığı bu şehrin dünden bugüne uzanan zaman dilimi içinde yeni dostlarla artık ayrı bir yeri var bende.
Ama bugün Ereğli yüz elli bine yaklaşan nüfusu ile o geçen zamanın ötesinde birliğin beraberliğin tesis edildiği bir şehir haline gelmiş. Mükemmel belediyecilik çalışmaları ile tertemiz bir yerleşim bölgesi olmuş. Göç vermekten ziyade göç almış ve süt, meyve suyu fabrikaları ile ekonomik açıdan gelişmiş bir şehir artık.
Ereğli'ye ilk davet 23 Ekim 2016'da Oğuz Dulkadiroğlu Bekdik Kültürünü Yaşatma Derneği'nce organize edilen ve Ereğli Belediyesi'nce desteklenen “Şiirlerle Ömer Halisdemir'i Anma Programı” vesilesiyle gerçekleşmişti. 15 Temmuz 2016'daki hain kalkışmanın bertaraf edilmesinde canını vererek şehit düşen Bekdik Ömer Halisdemir'i (1974-2016) dua ve şiirlerle Ereğli Kültür Merkezi'nde -bugün aramızda olmayan -Mustafa Ceylan'la (1952-2018) birlikte 10 şair anmıştık.
İki yıl sonra bu topraklar bizi bu kez Oğuz Dulkadiroğlu Bekdik Kültürünü Yaşatma Derneği'nin (OBDEKDER) değerli başkanı, kadim dostumuz Dr. Ali Sayar'ın nazik davetiyle yine Ereğli'ye çekti.
**
1 Eylül 2018 Cumartesi günü öğleden sonra Tokat'tan şair arkadaşım Rasim Yılmaz ile birlikte Ereğli otogarındayız. Dernek üyelerinden tatlı dili ve güler yüzü ile hemen içimizin ısındığı genç bir kardeşimiz Cafer bizi karşılamakla görevlendirilmiş. Etkinliklerin afişleriyle özenle giydirilip süslenmiş bir minibüsle Ereğli caddelerinde siyasetçiler gibi güzel bir tur atıp diğer katılımcılarla birlikte Sümer Sosyal Tesislerinde buluşuyoruz. Dernek Başkanı Dr. Ali Sayar ve yönetimince ve bizim için ayrı bir değeri olan şairlerimizden İbrahim Düğer, Rıfat Çakır, Zübeyde Gökbulut ve diğer dostların hoş geldiniz karşılamaları, tanışmalar ve yemekle birlikte güzel bir sohbetten sonra bize ayrılan otelde konaklamak üzere ayrılıyoruz.
Dulkadiroğulları'ndan olan Bekdik Türkmenleri Anadolu coğrafyasında özellikle İç Anadolu Bölgesi ağırlıklı olmak üzere Konya/Ereğli ve Niğde/Bor'da, hayatlarını dik durmayı bilerek Orta Asya'dan getirdikleri dil ve kültürlerini halen muhafaza ederek, gelenek ve göreneklerini bozmadan varlıklarını devam ettiriyorlar. Osmanlı Devleti içinde ayrı bir yeri olan Bekdikler memleketin bekası için her zaman –en son 2016 15 Temmuz kalkışmasında olduğu gibi- dik durmayı ve gerektiğinde canlarını feda etmeyi bilen bir soy olarak itibar kazanan aşiretlerimizden.
Bekdikler deyip geçmeyin. Çünkü Kahramanmaraş'ta Fransız'a ilk kurşunu sıkan Sütçü İmam'ın (İmam Ahmet-1871-1922),Osmanlı Devleti'nin ilk PTT Müdürü Ahmet Fahri Bey'in (1862-1928),Galatasaray'a Aslan ismini veren Aslan Nihat Bekdik'in (1902-1972),Türk Edebiyatının ölümsüz isimlerinden Necip Fazıl Kısakürek'in (1904-1983) Bekdik olduğunu unutmayın.
Biz bu yazımızda asıl 2 Eylül 2018 Pazar Günü Konya/Ereğli'de yapılan “Bekdik Türkmenleri 9.Ulusal 4.Uluslararası Kültür Şenliği”ni gözlemlerimiz doğrultusunda konu edineceğiz.
2 Eylül 2018 Pazar Günü dernek üyelerinden Feridun Keleş'in koordinesiyle sabah 10.00'da şenliklerin yapılacağı Ereğli Atatürk Kültür Parkı (Regülâtör) dayız. Halk arasında regülâtör olarak bilinen alan tıklım tıklım, şenlik merkezinin etrafında kültür ve sanat ağırlıklı sivil toplum örgütleri, yöresel dernekler, yayınevleri, okullar kendilerini tanıtmak için çadır ya da stant açmışlar. Bunlara ilaveten çok sayıda satıcı da gelenlerin ihtiyacını karşılamak için ayrı yerlerde üstlenmişler.
Saat 10.30'a doğru davetliler, katılımcılar hemen hemen yerlerini almış durumdalar. Protokol masalarına ve uygun stantlara Ereğli Belediyesi'nce yayınlanan “Oğuz Dulkadiroğlu Bekdik Kültürünü Yaşatma Derneği Şiirlerle Şehit Ömer Halisdemir'i Anma Programı” ndaki şiirleri ihtiva eden bir eser ve asli görevinin dışında kültürel alandaki çalışmalarıyla da göz dolduran Dernek Başkanı Dr. Ali Sayar'ın hazırladığı “Bekdik Türkmenleri Kısa, Tarih, Kültür “ kitapları konulmuş.
Program; Atatürk, silah arkadaşları ve ebediyete intikal eden tüm şehitlerimiz için yapılan saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlıyor. Sunumu ülkenin tanınmış sunucularından Yozgat'lı Şair Rıfat Çakır Bey yapıyor. Ereğli'nin sevilen imam hatiplerinden Ulu Camii İmam hatibi Ahmet Ünlü davudi sesiyle Kur'an-ı Kerim tilaveti yapıp dua ettiriyor.
İlk konuşma Oğuz Dulkadiroğlu Bekdik Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Dr. Ali Sayar'ın. Aylardır ekibiyle birlikte yoğun bir çalışma içinde bulunan SAYAR, konuşmasının ağırlığını derneğin faaliyetleri ile birlikte katılımcılara ve şenliğe katkıda bulunan kurum, kuruluş ve şahsiyetlere teşekküre ayırıyor. Devamında ise ünlü Bekdikleri kısaca tanıtıyor ve Ereğli'de büyük bir caddeye Kahramanmaraş ve Dulkadiroğlu Caddesi isminin verilmesi, Kahramanmaraş'la bağların koparılmaması ve orada da yine bir caddeye Ereğli Caddesi'nin isminin verilmesini, iki şehrin kardeş şehir ilan edilmesi ve Kahramanmaraş'ın başkenti olduğu Dulkadiroğlu Devleti Mimarisinin yansıtılacağı eserlerle donatılması isteklerini vurguluyor. Bana göre SAYAR'ın bu konuşmanın en nezaketli yönlerinden birisinin de kurumları, kuruluşları, katılımcıları ve katkıda bulunanları tek tek sayarak gönülleri almayı başarmasıydı.