Kalenderiliğin bir kolu olan Haydarilik ise Kutbeddin Haydar'ın piri olduğu tarikattır. Kutbeddin Haydar, Horasan'da Zâve şehri çevresinde hayatını sürdürmüş ve 13. yüzyılda orada vefat etmiştir. Düşünce olarak Kalenderilikle aynı sisteme bağlıdır. Ancak Osmanlı İmparatorluğu döneminde baskı görmüşler Bektaşi ve Mevlevi tarikatına yaklaşarak devletin meşru gördüğü tarikatlar içinde bu sıkıntılardan uzak kalmaya çalışmışlardır. Hacı Bektaş Veli, Haydari Kalenderisidir. Mevlâna'yı fikirleriyle etkileyen Şems i Tebrizi de bir Kalenderi şeyhidir. Hacı Bektaş Veli'den sonra Kalenderi ve Haydariler 16. yüzyılın sonlarına doğru Bektaşi Tarikatı içinde eriyerek kaybolmuşlardır.
Şeyh Ebubekir Niksarî ise Cemaleddin Savi'nin ilk halifelerindendir. Kendisi Niksarlı da olsa ona ait ilk bilgiler Şam'da bulunduğu zamana aittir. Ancak onun ne zaman ve niçin Şam'a gittiği bilinmemektedir. Kaynakların burada bulunan Ebu Bekir Niksari'den bahsetmesinin sebebi Kalenderiye Tarikatının Cavlakıye kolunun kurucusu olan Cemaleddin Savi (630/1232) ile olan ilişkisindendir. Ebubekir Niksarî'nin de aralarında olduğu dört kişi; Muhammed-i Belhî, Muhammed-i Kürd, Şems-i Kürd, Cemaleddin Savi'nin halifesi olmuş ve farklı yerlere dağılarak tarikatlarını yaymışlardır. Bir süre sonra bu dört kişiden Ebubekir Niksarî 'nin dışında üçü ölmüş, O da 1205 yılında Dimaşk'tan (Şam) ayrılarak önce Niksar'a daha sonra 1205'de Konya'ya gelerek yerleşmiş, kurduğu zaviye ile Kalenderiliğin yayılmasını sağlamıştır. Onun Konya'daki hayatı ile ilgili bilgileri veren Eflaki tarafından Cavlaki olarak nitelendirilen Ebubekir Niksarî, Mevlâna ile yakın ilişkiler kurmuştur. Kurduğu zaviyede çok sayıda mürit toplamıştır. Zaviyesi Konya Dış Kalesinin Halka-Begûş Kapısı (Köle-Bağlılık Kapısı) dışında ,Lengerhane mevkiinde bulunmaktaydı.Günümüz Konya'sında yapının bulunduğu nokta Musalla Mezarlığı civarıdır. (Bugün belirtilen bu eserden herhangi bir varlık bulunmamaktadır). Hatta Mevlâna'nın cenazesine 18 Aralık 1273'de o zamanın adetlerine göre tabutun önünde katılan 7 öküzden biri cenaze merasimi sonrası Ebubekir Niksarî'nin zaviyesine gönderilerek orada fakirlere ve dervişlere pay edilmek üzere kabir başında kurban edilmiştir. Kalenderiler bu törene katılmışlar, gülbanklar okumuş, hay huy ederek üzüntülerini ortaya dökmüşlerdir. Bu olay onun Mevlâna'nın yakın dostlarından biri olduğunu göstermektedir. Mevlâna'nın çağdaşı olan Ebu Bekir Niksarî'nin vefat tarihi belli değildir. Ancak Mevlâna'nın vefatı olan 1273 yılında hayatta olduğu anlaşılmaktadır. Onun 1205'de Konya'ya geldiği düşünülürse yetmiş yılını burada geçirdiği 1273'den bir müddet sonra vefat ettiği tahmin edilebilir. İbnül Hatib, eserinde Ebu Bekir Niksarî'nin Konya'ya gittiğini, kendisine her yıl Anadolu'dan ve çeşitli yerlerden mal ve para gönderildiğini söyler. Ayrıca Ebu Bekir Niksari ile Ebubekir İsfahan'ın aynı kişiler olduğunu ileri sürer. Osman TURAN ise Ebu Bekir Niksari'nin Konya'da Kalenderhane zaviyesinde müritleriyle birlikte yaşadığını, Mevlâna ve Mevlevilerin kendisine itibar ettiklerini belirtir.
Hayatının büyük bir bölümü Konya'da geçerek burada vefat eden,halk arasında Kalender Baba olarak bilinen Şems-i Tebrizi'nin de halifesi olan Şeyh Ebu Bekir Niksarî'nin Türbesi Konya'da Musalla Caddesi, Musalla Mezarlığı yakınında bulunmaktadır. Türbe 1428/833 tarihinde Selçuklu mimari üslubunda yapılmış olup 8 köşeli, iki katlı Karamanoğlu yapısıdır. Üzeri piramidal bir çatı ile örtülüdür. Duvarları tuğladandır. Bodrum katta bir yatır vardır. Üst katta olması gereken sandukadan eser bulunmamaktadır. İkinci kattan dışarıya 8 pencere açılır. 833 H/1428 M. yılına tarihlenen Turgut oğlu Pir Hüseyin Bey (Emir Şahzade)adına düzenlenen ,Şam'da bulunan vakfiyede türbenin Ebubekir Niksarî isminde bir âlim adına yapıldığı düşünülmektedir. Elbette Niksar'ın Mevlevilikle tanışmasını sadece buna bağlayamayız. Diğer bir örneği de Mevlâna'nın oğlu Sultan Veled'den torunu Ulu Arif Çelebi'nin halifesi olarak Tokat'a atanan kadın şeyhlerden Arife Hoş-lika (1272-1319) dönemindedir. Mevlâna Rükneddin Urmeul Veledi'nin oğlu Müfessir Nasireddin Vaiz-i Tokadî'nin Arif Ulu Çelebi hakkında olumsuz konuşmaları üzerine Arife Hoş-lika ile aralarının açılması üzerine Nasireddin Niksar'a gelmiş bir Cuma günü camide vaaz ederken üzüntüsünden burada hastalanmıştır. Bir hafta sonra yeniden Tokat'a dönmüş Ulu Arif Çelebi'nin müridi olmuş birkaç gün sonra da vefat etmiştir.
Bu konularda Tokat'la ilgili bilgi ve belgeleri aktaralım. Tokat,Amasya,Niksar ve Çorum yöresi(Danişmend ili) Selçuklular zamanında Türkmen derviş ve fikir adamlarının oldukça yoğun olduğu bir bölgedir.Bu paralelde 15. ve 16. yüzyıldaki Tahrir Defterlerinde Tokat, Niksar ve Zile'de Kalenderi ve Haydari dervişlerin barındıkları Kalenderhâne ve Haydarihânelerin bulunduğu görülmektedir. O dönemlerde gelişen bu müesseselerden Tokat'ta Cisr-i Kebir (Büyük Köprü) yakınında olduğu belirtilen Haydarihâne, Hızır-İlyas olarak da bilinmektedir. 1576 yılında Zile Nahiyesine tabi Çeltek karyesinin malikane gelirleri Sultan Beyazıd tarafından bu zaviyeye vakfedilmiştir. (Zile merkezindeki Kalenderhânenin gelirleri 3 hane ve 5 kıta bağdan ibarettir.)
Niksar'da varlığı bilinen Zaviye-i Kalenderhâne Mahallesinde yaşayan 77 nefer vergi nüfusunun 41'i bekârdı. Bekir oğlu Mehmet çok yaşlı olduğu için deftere pir-i fani olarak kaydedilmiştir. Kalenderhâne zaviyesinin meşihat görevinde Derviş Ataullah oğlu Teslim isimli bir kimse vardır. Tekke Bağı, Nalbant Ramazan Bağı ve Hüseyin Bağı, Nasrullah Bahçesi ile Taşköprü civarında iki kıta yer bu zaviyenin vakıfları arasındadır.
Tahrir Defterlerine göre Niksar merkezinde Kalenderhane Tekke Bağı olarak bilinmektedir. Bahsedilen bağ şeyh evladının elindeydi. 1530 tarihinde 1804 akçe geliri bulunan zaviyenin gelirleri 1576 tarihli defterde detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Buna göre Sulugöl, Çarık Bağı Mezraları, Sülüs Malikanesi, 2 zemin, 2 tam ve 8 nısıf bağ vakfı vardı. Şeyhe günlük 1,5 akça yevmiye verilmekte geri kalan miktar ise ayende (gelenlerin) ve revendenin (gidenlerin) yemeğine sarf olunmaktaydı.
KAYNAKLAR: Sadullah GÜLTEN: Tahrir Defterlerine Göre Anadolu'da Kalenderiler ve Haydariler. Ahmet Eflâkî-Menâkıbu'l Arîfin. Yılmaz KURT: Niksar Kazası Yer Adları
Ekrem IŞIN: Tarikatların İstanbul'da Gündelik Hayatı Şekillendirmesi Üzerine Bazı Notlar. Konya Ansiklopedisi 3.Cilt. Dr.Mahmut YÜCER: 19.Asırda Anadolu'da Tasavvuf. Azize AKTAŞ-Konya'daki Anadolu Selçuklu Dönemi Yapılarında Malzeme ve Teknik-Yüksek Lisans Tezi Hacettepe Ün.Sos.Bilimler Enst.1988. İbrahim Hakkı KONYALI-Konya Tarihi-Konya 1964. İbrahim ÖNKAL-Anadolu Selçuklu Türbeleri-A.K.M. Yayını 1996. Dr.Çoşkun ÇAKIR-19.Yüzyılda Bir Anadolu Şehri Niksar-Aralık 2001 Alfa yayınları
387 Numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Karaman ve Rûm Defteri-937/1530 Tarihli
Emre MARDAN-Ariflerin Menkıbelerinde Geçen Yapı İsimleri Üzerine Bir Deneme
H.AKAR-M.N.GÜNEŞ:Niksar'da Vakıflar ve Tarihi Eserler.Niksar Kaymakamlığı-Niksar Belediyesi 2002