AZİZ MAHMUD HÜDAİ
Anadolu'da yetişen büyük velilerdendir. Halvetiyye Sufi İslam Tarikatı'nın, Bayramiyye Tarikatı'nın devamı niteliğindeki Celvetiyye Tarikatının kurucusudur. 948 H (1541 M.)Ankara Şereflikoçhisar'da doğmuş H.1038( 1628 M) de vefat etmiştir. Kabri İstanbul Üsküdar'da kendi dergahı yanındaki türbesindedir. Asıl adı Mahmud'dur. Hüdayi ismi ve Aziz sıfatı kendisine sonradan verilmiştir. Tasavvuf ehli Cüneydi Bağdadi'nin soyundandır. Sultan 1.Ahmet'in (1590-1617)hocalığını yapmış, Sultan Ahmet Camiinin yapımında ilk harcı o koymuştur.
CELVETİYE TARİKATI
Hacı Bayram Veli'nin müridlerinden Akbıyık Sultan tarafından Bursa'da Celvetiyye-i Bayramiyye Tarikatı adıyla kurulmuştur. Bu sufi tarikat daha sonraları ise Aziz Mahmud Hüdayi tarfından Celvetiyye Tarikatı adı altında yeniden yapılandırılarak Halvetiyye sufi tarkatının temellerini oluşturmuştur.
Celvet: Halka karışmak, halkla birlikte olmak anlamına gelir. Celvet ruhun olgunluğu, halvet ise celvetin bütünleyicisidir. Celve ”beka” mertebesinin, halvet “fena” mertebesinin ifadesidir.
ŞEYH KEŞFİ OSMAN EFENDİ
Niksar'da kendi adını taşıyan caminin bahçesinde metfun Şeyh Keşfi Osman Efendi, Erzurumludur. Doğum tarihi bilinmemektedir. Vefat tarihi 1127,(M.1715)dir. Aziz Mahmut Hüdai'nin müritlerinden, şair, edebiyatçı Cenneti Efendi'nin (Fenâyî Cennet Mehmet Efendi) (1577-1665) halifelerindendir.
Keşf sözlük anlamı; perdeyi ve örtüyü kaldırmak, kapalı olan bir şeyi açığa çıkarmak, var olan fakat niteliği bilinmeyen şey hakkında bilgi edinmek. İslam ansiklopedisinde; Aklın ve duyuların yetersiz kaldığı ilahiyyyat konularında doğrudan bilgi edinme yolu anlamında bir tasavvuf terimi.
Keşf, bazı din adamlarında kullanılan unvanlı isimlerden biridir. Keşf, Kur'an'da türevleriyle birlikte “sıkıntıyı kaldırmak ve çaresizliği sona erdirmek “manasında kullanılır. Yine (En-neml 27/62) mealindeki ayetle” çaresiz kalana dua ettiğinde cevap veren,sıkıntısını kaldıran ve yeryüzünde halifeler kılan kimsedir”
Babası Keşfi Osman Efendi, dedesi Keşfi Muhammed Efendidir. Önce Erzurum'dan Niksar'a göç etmiş bir müddet sonra İstanbul'a gitmiş oradaki hizmetlerini tamamlayınca tekrar Niksar'a dönmüştür.
Niksar'da bir cami ve İstanbul'da Şehzadebaşı'nda Vezneciler'de bir cami, tekke yaptırmıştır. Bu tekkede seccade nişin olarak bulunmuştur. Niksar'da vefat ettiğine göre İstanbul'daki görevini tamamladığında onun tekrar dönerek ömrünün kalan yıllarını burada tamamlamıştır.
İSTANBUL'DA BULUNAN ŞEYH KEŞFİ OSMAN EFENDİ TEKKESİ
İstanbul'daki Keşfi Osman Efendi Tekkesi Vezneciler Semti, Kalenderhane Mah.Hallacı Mansur Sokağındadır. Ancak bu sokak günümüzde mevcut değildir. Tekkenin civarı istimlak edilmişse de sadece tekke korunmaktadır.
Mezkur tekkeye ait en eski kayıt Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivinde mevcut 341 Nolu defterin 521.sahifesinde kayıtlı 1101 H(16989 M) tarihli Keşfi Osman Efendi Vakfiyesidir.
Vakfiye 1093 H (1682 M) yılı saferül hayır ayının 15.günü düzenlenmiş olup 1101 H(1680 M) de tescil edilerek yürürlüğe sokulmuştur.
Tekke,1196 1781'de Cibali yangınında yanmış son şeyh, Şeyh Mehmet Müştak Efendi tarafından 1902 yılında yaptırılmıştır. Tekke, Fatih İlçesi, Hallacı Mansur Sokak, Prof. Ümit Yaşar Doğanay Caddesindedir. Bina Osman Keşfi Efendi'nin 15 Safer 1093/23 Şubat 1682 tarihinde tescil edilerek yürürlüğe giren vakfiyesi doğrultusunda kurulmuştur.
Onarım sırasında tekke dâhilinde bulunmuş bir levha oldukça ilgi çekicidir.
“Bu dergahın olup pervanesi Keşfi Osman çerağında
Muhabbet kaynadup bir kahve iç kahve ocağında”
Yadigâr-ı Halil Dede
Kahve ocağı levhası olduğu açıkça anlaşılan bu levhada adı geçen Halil Dede'nin muhtemelen bir Mevlevilikle ilgisi düşünülebilir.
Bu tekkenin silsile-i meşayihi şöyledir.
1.Şeyh Osman Keşfi Efendi. Vefatı 1127(1715)
2.Şeyh Uzun Hafız Mehmet Efendi.
3.Mahdumu Şeyh Mehmet Efendi.
4.Şeyh Ali Harputi
5.Es seyyid Mehmet Raif Efendi. Vefatı 1307-1889
6.Mahdumu Kamil Efendi
7.Kerküklü Mehmet Müştak (Keşfi) Efendi. Mahlası KEMTER'dir.