Niksar'dan bedenen ayrılalı, Danişmend Gazetesinin kuruluşu gibi sekiz yıl oldu. Dün çok uzak değil hâlâ gözümüzün önünde. Gazetenin kurulma aşamasında özellikle isim koyma safhasında değerli dostlarla bir araya gelip fikir teatilerinde bulunmuş, sonunda da bizim de tasvip ettiğimiz tarihin derinliğinden gelen ve şehirle özdeşleşen “Niksar Danişmend Gazetesi” ismi konulup beğenilmişti.
Gazete sahipleri “yazar mısınız?” deyince tereddütsüz “evet” dedim. Belki burada bize ayrılacak bir sütunda yazacağım bir cümlenin faydası olur diye düşündüm. Çünkü bu şehir ben de tanımlanması zor bir aşk. Pek çok dost: “Bazı vefasızlıklar yaşamana rağmen Niksar'ı neden bu kadar seviyorsun ?” diyorlar. Bu derin bir aşk bilinir ki, kimse aşkına toz kondurmaz.
O zamana kadar, Niksar'a basın alanında büyük hizmetleri bulunan Yeşil Niksar Gazetesi'nde yazıyordum. Bizim için gazete seçimi değil, Niksar önemliydi. Yine de öyle olmalı bu alanda kalem sahiplerine biz-siz ayrışmasına girmeden kapılar kapatılmamalı.
Doğrusunu söylemek gerekirse gazete ilk iki yılında zengin bir yazı kadrosuyla göz doldurup ilgi çekti. Niksar içinden ve dışından bu alandaki boşluğu doldurduğuna dair geri dönüşler olunca bizler de bir hayli sevinip, motive olduk. İkinci yıldan sonra nedendir bilinmez bir duraklama devrine geçildi, ta ki 2013 yılı başlarına değin. Belki gazete sahipleri alınacaklar ama bu eksikliği çoğu kez hatırlatmayı ihmal etmedik.
Bu yapıcı tenkitten sonra Danişmend Gazete'sinin Niksar'a ve şehirdeki basın hayatına neler kattığına gelelim. Öncelikle gazetenin yayın hayatına başlamasını şahsen bölgemizde bir kültür sanat merkezlerinden biri olarak gördüğüm Niksar'da bu alanda çoğulcu demokrasiye geçiş olarak değerlendirdim. “Niksar'da Basın Hayatı” başlığıyla daha önce yayınladığım makalemde böylesine tarih, kültür ve sosyal hayat bakımından zengin olan şehirdeki basın çalışmalarının geç başlatıldığını vurgulamıştım. Bu konuda zor şartların içinde mücadele vererek kesintisiz bir gazetenin kuruluşuna imza atmada en büyük emeği olan Hacı Mehmet Bilgin'i bir kez daha Niksarlıların rahmetle anmalarını diliyorum.
Danişmend Gazetesi'nin kurulduğundan bu yana takdir ettiğim en büyük yönü çizgisini bozmaması oldu. Dün başka, bugün başka olmadı. Dedikodulara, gereksiz yorumlara sütunlarını açıp ortalık karıştırmaya fırsat tanımadı. Siyasetten uzak, her kesime ölçülü kaldı. Kimsenin bu alanda propagandasını yapmadı. Belki bu yüzden halk arasında özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi büyük şehirlerde yaşayan Niksarlılarca itibar kazandı.
Gazetenin yazı kadrosunda zamanla değişimler de yaşandı. Çıkışından beri kalemlerini bırakmayanlar olduğu gibi yukarıda da bahsettiğim dönemlerdeki ilgi zayıflığından susanlar da oldu. Bize gelince düzenli yazı günlerimizin yanı sıra asli işlerimizin yoğunluğundan sütunlardan uzak kaldığımız zamanlarda oldu ama hiçbir zaman bu eksikliğimiz kopuş şeklinde gerçekleşmedi. Danişmend Gazetesi benim için Niksar kültürüne, sanatına açılan bazen siyah beyaz bazen renkli bir pencerem oldu. Ne hissetiysem bu aşka onu yansıtmaya çalıştım. Kimi zaman Çanakçı gibi yağmurlu havalarda yaylalardan koşup gelen seller gibi Kelkit'e ulaşıp coştum, kimi zaman da yazın Çamiçi'nde serinliğin gölgesine sığınıp kendimi sessizliğe bıraktım. Tabi bu duyguların ötesinde Niksar'la ilgili bazı bilgi ve belgeleri daima borçlu hissettiğim bu şehre Danişmend Gazetesi aracılığıyla naçizane kazandırabildiysem ne mutlu bana.
Son sözlerim düne hasret, yarına güzel duyguların bekleyişine ait olsun. Danişmend Gazetesi'nin ilk iki yılındaki ihtişamını yeniden ararken gazetenin, Niksar sevdalıları Hami Karslı ve Bülent Çelebi Ülker Ağabeylersiz öksüz olduğunu düşünüyorum.
Danişmend Gazetesi'nin sekizinci yılını en iyi temennilerle kutlarken başta Gazete Sahibi sevilen, sayılan insan Rami Gümen Ağabeyim olmak üzere, Şafak, Sedat, Serhat Gümen, Sedat Özata kardeşlerime, diğer çalışanlara ve değerli okurlarımıza saygılarımı sunuyorum.