Taşhan 'In İki Komşusu Emekli Eğitimci H.Gürkan İşeri Ve Kuyumcu Emrah Nalçacıer
Halil Gürkan İşeri, 1942 Tokat doğumlu. Baba Rahmi, anne Meliha Hanım. Çocukluğu ve gençliği Taşhan karşısında bulunan evlerinde geçen emekli öğretmen H. Gürkan İşeri halen Muğla'da yaşıyor. Taşhan'ın dış dükkânlarında birinde bulunan Dondurmacı Şükrü Aybastı, Gazozcu Sami Öğreten ve gençlik yıllarındaki Taşhan'la ilgili kısaca hatıralarını naklediyor:
“ Evimiz Taşhan'ın Pazarcık tarafında-bugün metruk halde - hemen karşısındaki köşede idi. Sabah Taşhan'a sebze ve meyve getiren müstahsillerin at arabalarının gürültüsü ve eşeklerinin nal sesleriyle uyanırdık. Taşhan'ın Belediye Oteli, lokantası ve parkına bakan tarafına da kapı açıldığı için, olup biteni rahatlıkla görüyorduk. Bir de babamın evin altındaki marangozhaneye erkenden inerek çalışmaya başlaması dolayısıyla bize daha fazla yatmak zaman olarak yasaklanmıştı sanki. Rahmetli babam uğur getirir diye iş yerini ablam Türkan'a açtırırdı. Taşhan'a gelen müstahsiller yüklerini boşalttıktan sonra kendilerine lazım olan kazma, çapa, balta, kürek, bel, tırmık ve benzeri gereçlerin sapını almak için bizim dükkâna da erkenden uğrarlardı.
Özellikle öğleye kadar bir arı kovanı gibiydi Taşhan. Öğleden sonra sanki kovanlarından arılar uzaklaşır, uğultular yavaş yavaş azalır, ikindiye doğru bir sessizlik başlardı. Bir de karşımızda seyre daldığımız Tokat halkını olduğu kadar Taşhan ve Meydan esnafını yaz aylarında serinleten, çocukları sevindiren biri dondurmacı diğeri gazozcu iki işyeri vardı.
Öğreten Gazozlarının imalat yeri Selahattin Öğreten adlı vatandaşımızın çalıştırdığı Taşhan'ın Pazarcık Mahallesine giden yol tarafında ilk dükkânlardan biriydi. Onlardan önce Tenekeci Hocalardan Hilmi ve Fevzi Termeli adındaki iki kardeş burada gazoz imal etmeğe çalışmışlar ancak daha sonra Selahattin Öğreten'e devretmişlerdi.
Dondurmacı Şükrü Aybastı Çay Mahallesindendi. Aklımda kaldığı kadarıyla Benli Çiftliği civarında bizim arazilerde buz kuyuları vardı. Şükrü Ustanın babası Mustafa Aybastı büyük emek vererek kışın buralara su bağlar, havuzlama, depolama yoluyla elde ettiği buzları yazın at arabasıyla şehre getirir, Salepçi Remzi başta olmak üzere bazı dondurmacılara dağıtır kendi iş yerinde dondurma imalatında kullanırdı. Buzların hasılatı yarı yarıya paylaşılırdı. Yani yer bizden hizmet ondan olurdu. Babam 1950 yılında vefat edince annem buraları Mustafa Aybastı'ya sattı.
Kış mevsiminde toprak havuzlarda donan buzlar kalıplar halinde bu kuyulara doldurulur sonra bunlar ihtiyaç üzerine bahar ve yaz aylarında saman ya da talaşlarla muhafaza edilerek sanırım haftada bir ya da iki kez Mustafa Amca tarafından Tokat'a indirilirdi.
Ramazan aylarında babam bu buzlardan bir kısmını evin altında bulunan marangoz dükkânında balta ile küçük parçalara ayırır, çocuklar vasıtasıyla bakraçlarla mahalledeki komşulara dağıtırdı. Çünkü 1950'li yıllarda neredeyse hiç kimsenin evinde buzdolabı yoktu.
”**
Emran Nalçacıer,1954 Tokat doğumlu. Baba Onnik, anne Hayganuş Hanım. İlkokulu Gazi Osman Paşa İlkokulu'nda bitirmiş.Tahsiline devam etmeyerek 1965 yılında kuyumculuğa çırak olarak başlamış.1981 yılında Orjen Hanım ile evlenmiş, bir erkek bir kız evladı var. Uzun yıllar ( 1965-1993)Tokat'ta kuyumculuk yaptıktan sonra 1993 yılından sonra İstanbul'a göç etmiş, halen orada yaşıyor.
“Taşhan'ın dış kısmındaki dükkânlardan birinde demircilikle uğraşan dedem Nişan Usta ve onun yetiştirdiği babam Onnik Usta vardı. Eskiler, Taşhan'ın sebze ve meyve hali olmadan önce içinde ve dışında değişik mesleklerden esnafların olduklarını söylerlerdi.
Bizim çocukluğumuz evimiz,-Belediye Oteli arkasında, Marangoz Mehmet Rahmi İşeri ile bitişik- Semerkant Mahallesi'nde olduğundan Taşhan ve civarında geçti. Sanki Taşhan o yoğunluğuna rağmen oyun alanımız gibiydi. Bizim taraftaki kapıdan oynaya güle girer, bir müşteri gibi her dükkânın önünde nasiplisini bekleyen hey, sepet ve sandıklarda bulunan –bazen gözümüzün de kaldığı-meyveleri seyreder, ana kapıdan çıkardık. Bu tarafa bakan tarafta daha çok kasaplar yer alıyordu. Zeki Tanır, Sabri Sönmezocak, Mehmet Doğaner, Salih Sayıbaş ve Kadir Koplu hatırlayabildiklerim.
Bunların arasında Mustafa Selvi ve Osman Omcacıoğlu'nun bakkalları, Yenal Nakliyat Ambarı ve Muhasebeci Mustafa Mutlu'nun ofisi vardı. Pervane Hamamına dönülen köşesinde zaman zaman seyre daldığımız, babamızdan aldığımız bozuk paralarla kapılarına koştuğumuz Dondurmacı Şükrü Aybastı ve Gazozcu Selahattin Öğreten'in iş yerleri bulunuyordu.
O yıllarda ev ihtiyacını buralardan yapardık. Esnaftan kimse para pul sormaz, akşam eve dönen dedem ya da babam bu alışverişlerin tutarlarını öderlerdi.
Taşhan deyince o dönemlerdeki sebze ve meyve nakliyatındaki yegâne vasıtalar, atları ve merkepleri unutmamak gerekir. Benzin, mazot, gaz derdi yok. Taşıt pulu, algısı, vergisi, yaz lastiği, kış lastiği derdi yok. Hele hele trafik ve ehliyet işi de yok. Ceza keseni de yok… Hayvancağızların arpa ve ottan başka fazla sizden bir istekleri yok. Nal ya da nalçak dediğimiz, lastik değiştirme işi de sahibinin biraz insafına kalmış. Değiştirilirse saatteki km hızı ve zamanı da değişiyor müstahsilin lehine. Elbette bu lastik / nal değişimi sırasında epeyce canları yanıyor ama sonrasında onlar da memnun oluyorlardı.
Şimdiki lastik değiştiren iş yerleri gibi o zamanlar da şehrin ticari faaliyetlerinin yoğun olduğu çarşılarda –Sulusokak, Meydan ve Behzat'ta- nalbantlar vardı. Taşhan'a gelen bu değerli vasıtalar da buranın en yakınında bulunan Pavyonlar Sokağı'ndaki Semerci Hacı ve Nalbant Mehmet Pelindağ'da ikmal edilirlerdi. Pelindağ yaşlanınca Nalbant Hasan'ı yanına ortak olarak aldı. Diğerleri en yakını Sipahi Pazarındaki ve Küflüoğlu Hanı içindeki nalbantlardı.
Ve bir dörtlükle bitirelim yazılarımızı:
“Kapatalım cümle kapısın Tokat Taşhan'ın
Söndürsen kandillerini artık bu boş hanın
Kimler geldi kimler geçti, kim ağladı, güldü
Daha kaç asrı uğurlar bilinmez Taşhan'ın.”