Zaman nasılda hızla geçiyor, kimseye sormuyor, akıp gidiyor durmuyor bile. Bir yıl önce Nermin Karagözoğlu ablamın önerisi doğrultusunda Ankara da değerli ağabeyim Emekli Eğitimci Teoman Pazarlı ile aldığımız randevu üzerine hemşerimiz Profesör Dr. Galip Karagözoğlu'nun evindeyiz.
Güllerle bezenmiş bir bahçede eşi Nur Hanım ile bizleri yüreklerinden gözlerine taşan sevgiyle karşılıyorlar. İlerleyen yaşlarına rağmen gayet bakımlı ve oldukça dinç görünüyorlar. Dört saate yakın süren röportaj ve arta kalanındaki sohbet sırasında Nur (Nurten) Hanımın yaptığı leziz pasta ve çay ikramları da konuşmalarımıza ayrı bir renk katıyor.
Tokat, Niksar, Sivas, Malatya, Gümüşhane, Ankara, Amerika, İngiltere yılları, devletin üst kademelerindeki görevler velhasıl memleket hizmetinde başarılı, dopdolu bir hayat. Dinliyoruz, dinliyoruz, notlar alıyoruz ve aslında bitmesini istemediğimiz çok güzel, o derinlere indiğimiz görüşmemizi bugüne taşıyan fotoğraflarla noktalıyoruz.

Ve bir yıl sonrası…
Galip ağabeyimizin Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nde okurken Mustafa Nihat Özon Hoca'nın dersinde göz göze gelip âşık olduktan sonra 1958 'de evlenip bir yastığı paylaştığı sevgili eşi Nur Hanım yok artık. Mayıs ayında yakalandığı salgın hastalığa tedaviye rağmen yenik düşüyor. Galip Ağabey de eşiyle beraber yakalandıkları hastalığı yenip evine tek başına dönüyor ama yalnız kaldığı evinde onsuz edemiyor, sanki o güzel, vefalı eş onu da çağırıyor.22 Haziran 2021 Salı günü öğle sularında sessizce İncek, Kızılcaşar Köyü Kabristanlığı'nda sonsuzluğa gülümseyerek yatan eşinin yanına kanatlanıyor.
(Çarşamba günü öğle namazı sonrası, öğrencisi Milli Eğitim Bakanı Profesör Dr. Ziya Selçuk ve ailesinin katıldığı bir törenle anılan mezarlığa defnedildi)
Biz, bazen geç kalıyoruz bu değerleri kaleme almakta. Kabahat ya da eksiklik bizden başkasında değil elbette. Neden saklarız dağarcıklarımızda, neden sağlıklarında onları bir iki satırla da olsa hatırlamaktan uzak kalırız. Bir özeleştiri yapmak gerekirse, bizdeki vefa bu mu Allah aşkına, kendimi çok suçluyorum doğrusu. Şimdi onlara Allah'tan rahmet dilmekten başka bir şey gelmiyor elimden.

Biz, o gün az gibi gözükse de dört saate çok şeyler sığdırdık. Derler ya; kafanıza takılanları da karşınızdakini rahatsız etmeden sorunuz. Biz de öyle yaptık. Daha ortaokul çağında babasını Niksar' da görev yaparken zamansız kaybeden, ailenin en büyüğü bir çocuğun hayatı nasıl sırtlayıp mücadele ettiğini gördük. Alnındaki ince çizgilerde on dört yaşından seksen yedisine kadar yaşadığı acı, tatlı hatıraları saklı gibiydi sanki. Anlattıklarının hepsini buraya aktarmamız mümkün değil. Biz ailesinden kısaca bahsedip özünde onun istikbalini elde edişini ve devletin üst kademelerine nasıl başarıyla tırmandığının hikâyesini sizlerle paylaşmaya gayret edeceğiz.
Ailenin direği İsmail Efendi 1904 Tokat doğumludur. Eşi Saliha Hanım ise 1914 Tokat doğumludur. İsmail (Karagözoğlu) Tokat Rüştiye Mektebi'ni bitirmiş, İstanbul'a subay okuluna gitmiştir. Okul bitince İzmit'e subay olarak atanmıştır. Bir yıl sonra 1929 yılında Tokat'a gelerek Saliha Hanım ile evlenmiş, eşini de alarak görev yerine dönmüştür. Ancak annesinin “Oğlum burada bizi yalnız bırakma” yalvarışı üzerine 1930 yılında askeri görevinden istifa ederek Tokat'a dönmüştür.
Tokat'ta Şenyurt kasabasının yeniden imar edilmesi projesi çerçevesinde yeni tip evlerin müteahhitliğini yapmıştır. Daha sonra Nafia Müdürlüğünde işe başlamış, 1940 yılında Niksar Tekel Müdürlüğü'nde (Reji) görev almıştır. Bu görevde iken hastalanmış önce Tokat Memleket Hastanesi'nde tedavi edilmiş, daha sonra eve çıkarılmış,10 Mart 1949'da Dabakhane Mahallesi'ndeki evlerinde vefat etmiş ve küçük yavrularının gözyaşlarıyla Ali Mezarlığı'na defnedilmiştir.
Bu zamansız kayıp sonrası en büyüğü 1933 doğumlu on dört yaşında olan Galip, 1935 doğumlu Sevim Yıldız,1938 doğumlu Hüseyin, 1942 doğumlu Nermin ve en küçüğü 1948 doğumlu olan İbrahim öksüz, anneleri Saliha 33 yaşında dul kalmıştır. Tekeldeki arkadaşlarının yardımlarıyla Emekli Sandığı'nda biriken para alınır(günü tamam olmadığı için maaş bağlanamaz) ve bir müddet sonra yaşadıkları Tekel lojmanı boşaltılarak Tokat'a Dabakhane Mahallesi'ndeki evlerine taşınırlar.

Anne evlenmez, öksüz yavrularını kanatları altına alır. Emekli Sandığı'ndan verile paraya kendi el emeğini katar ve dikişle evin geçimini sağlamaya çalışır. Büyük bir fedakârlıkla çocuklarını okutmaya gayret eder. Bazı sabahlar Kaya Camii'nden yankılanan sabah ezanlarına dikiş makinasının tıkır tıkır sesleri karışır. Yıllar yılı kovalar, evlatlarının mürüvvetini gören bu güzel anne 1993 yılında vefat eder ve eşinin yanına defnedilir.
Aile fertlerinden kısaca bahsedersek; İsmail Karagözoğlu'nun Niksar Tekel'deki arkadaşları, akrabaları ve öğretmenleri kısa yoldan meslek sahibi olsun, aileye sahip çıksın diye Galip'i Sivas Erkek İlk Öğretmen Okulu'na yatılı olarak yerleştirirler. Okulunu 1952 yılında bitiren Galip aynı yıl Tokat merkeze bağlı Çerçi Köyü öğretmenliğine atanır.
Sevim Yıldız babası öldüğünde orta 3.sınıftadır. Tokat GOP Lisesi orta bölümünden mezun olduktan sonra Ankara Numune Hastanesi'nde hemşirelik okur ve mezun olur. O da aileye destek çıkar.(2021'de İstanbul'da vefat eder).
Hüseyin, ilkokuldan sonra Tokat Gazi Osman Paşa orta ve lise bölümünü bitirir. Kara Harp Okulu'nu kazanır. Teğmen olarak katıldığı askeri hayatını, ülkemizin değişik bölgelerinde çalışarak 1993 yılında Jandarma Albay olarak tamamlar.
İbrahim, Ankara Atatürk Lisesi'nden mezun olduktan sonra Ankara Hukuk Fakültesine devam eder. Mezuniyetinden sonra Askeri Hâkim olarak göreve başladı ve Hâkim Albay olarak emekli oldu.
Nermin, Tokat'ta ilkokulu bitirdikten sonra Amasya İlk Öğretmen Okulu'ndan 1964 yılında mezun olur. İlk görev yeri Tokat Uğrak Köyü olan Nermin Karagözoğlu yurdun değişik yörelerinde çalıştıktan sonra 1989 yılında iki evlat annesi olarak emekli olur. (Devam edecek)