Komisyoncu Ali Yamçıcıer'in (1926-2007) Oğlu Emekli Mali Müşavir Halil Yamçıcıer ile Yapılan Görüşme
Halil Yamçıcıer 1953 Tokat doğumlu. Baba adı Ali, anne adı Sati. İlkokulu Namık Kemal İlkokulu'nda, ortaokulu Gazi Osman Paşa Lisesi orta bölümünde, liseyi Ticaret Lisesi'nde, yükseköğrenimini İstanbul Sultan Ahmet İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde (1977-1978) tamamladı. Halen Tokat'ta yaşıyor. Biz aşağıya aktardığımız Yamçıcıer'le olan bu görüşmeyi sağlayan Salih Bilgilioğlu ile beraber yaptık.
Şimdi söz Yamçıcıer'in: Bizim Taşhan'daki komisyonculuğumuz anneden dedem Mehmet Şekerci'ye (1903-1961) kadar dayanıyor. Taşhan, Tokat Belediyesi'nin mülkiyetinde iken dedem 1945'li yıllardan sonra bu işe başlamış. Bizim dükkânımız o zamanlar üst katta idi. Dedem elli sekiz yaşında vefat edince o zamanın şartlarına göre boşalan iş yeri kimseye devredilemiyor ancak ihale ediliyordu. Açılan ihaleye oğluna kalsın diye diğer esnaflar anlayış göstererek girmeyince babam ihaleyi kazanmış oldu. Dolayısıyla biz dedemin aşağıdaki dükkânını çalıştırmaya başladık. Lakin rahmetli babam bize uğur getirdi diye yukarı kattaki iş yerini de bırakmayıp daha çok yazıhane olarak değerlendirdi.
Aşağıda dükkan komşularımız arasında 35 numarada komisyonculardan Hüseyin Bedestenlioğlu, 34 numarada Dursun Devran,36 numarada biz, 37 numarada Hayrettin'in Hacı adıyla anılan Hacı Pekdemir,38 numarada köşede Fettoğun Dursun adıyla bilinen Dursun Ersan vardı.
Taşhan'da komisyoncuların tahsil durumu yetiştikleri döneme göre fazla değildi. Pek çoğu ilkokul mezunu bile değildi ama hemen hepsi hayat mektebinden yetişmişlerdi, dolayısıyla oldukça kültürlü insanlardı. Bildiğim kadarıyla Hüseyin Bedestenlioğlu, İhsan Toker, Kemal Özkarslı ilkokul mezunu idiler. O dönemlerde insan sevgisi, beşeri münasebetler mükemmeldi. Dostluk, arkadaşlık ve aile bağları madden ve manen çok güçlüydü. Yardıma ihtiyacı olanların sıkıntıları esnafların yaşça büyüklerince takip edilir ve yardımlar kimsenin gururu incitilmeden sessizce halledilirdi.
Bu köklü kültür yapısına rağmen tabi ara sıra koskoca Taşhan esnafı arasında da küskünlükler, kırgınlıklar olur ama bayrama kalmadan mutlaka barıştırılırdı. Çünkü büyükler bu konuda baskı yaparlardı. Saygı ve sevginin karşısında kimse kayıtsız kalamaz, barışırlardı.
Yine o dönemde hemen her esnafın beslediği evcil hayvanları vardı. Kimi kuş, kimi kedi, köpek kimisi de horoz besliyordu. Bu da Taşhan esnafının insan sevgisi kadar hayvan sevgisine de sahip olduğunu gösteriyordu. Mehmet Urgancı'nın horoz, Dursun Ersan'ın kanarya, Ragıp Alhan'ın köpek, kanarya ve horoz sevgisi de ileri derecede idi.
***
Ben sabahleyin babamla birlikte erkenden kalkar çantamı hazırlar, okula gitmeden önce hale gider çalışırdım. GOP Lisesi zaten Taşhan'ın karşısında sayılırdı. O gürültü içinde sanki zilin sesini duyar ders saati başlamadan okula yetişirdim. Okul ikindide bitince soluğu yine Taşhan'da alırdım. Ticaret Lisesine giderken de okul sonu yine babama yardıma giderdim.

Gezirlik'teki bahçemizde yetiştirdiğimiz sebze ve meyveleri sabah erkenden zar zor yüklediğim merkeplerle Taşhan'a getirmek görevi de daha çok benimdi.
İkindiden sonra işlerin yoğunluğu azalınca Taşhan esnafı arasında ölçülü şakalaşmalar çok olurdu. Girişte Fettoğun Dursun Ersan Amcanın dükkânı vardı. O temiz kalpli insana takılmayan olmazdı. Ben de çocukluğumdan kalan bir hatıramı anlatayım.
Dursun Amcanın bir kafeste özenle beslediği kanaryası vardı. Bir cuma günü o namaza gidince Hayrettin 'in Hacı adıyla maruf Hacı Pekdemir Amca kafesi alıp sessizce bizim dükkâna getirdi. Babamla biraz sohbet ettikten sonra bana dönerek:
-Halil sen küçüksün, Dursun Amcan asla senden şüphelenmez, bu kafesi al kimseye göstermeden gizlice sizin bahçeye götür, ben getir demeden de sakın getirme. Dedi ve o zamanın kıymetli parası olan 2,5 lira verdi.
Tabi ki ben çok sevindim. 2,5 lira bir çocuk için düşünün ki çok büyük bir para. Hemen babamın yeni aldığı motosikletime atlayıp kafesi bizim bahçede kedilerin de yaklaşamayacağı bir yere sakladım.
Dursun Amca cumadan gelmiş ki dükkânda kafes de yok kanarya da… Önce kendi kendine söylenmiş, kim aldı acaba diye sonra etrafa bağırıp çağırmaya başlamış. Kim aldıysa, sakladıysa getirin benim kanaryamı diye…
Lakin fazla aldırış eden de ilgilenen de olmamış. Bakmış ki olmuyor, gitmiş şikâyet için Meydan'daki polis karakoluna. (Şimdiki Emniyet Müdürlüğünün yerinde iki katlı ahşap bir polis karakolu vardı) Emniyetten birkaç polis Taşhan'a geldiler işin özünü az çok tahmin ettiklerinden formalite gereği sordular soruşturdular ama bir neticeye ulaşamadılar. Dursun Amca'nın dükkânında çay içip biraz da rahatlatıp gittiler.
Polisler gittikten sonra komşulardan Hacı Pekdemir çaresiz kalan Dursun Efendi'ye duyurarak:
-Şayet bu hafta içinde konu komşuya 50 liralık bir yemek verirse kanaryayı buluruz. Demeye başladı. Dursun Amca baktı ki bu iş çözüme ulaşmayacak ne yapsın artık bu teklifi çok istemese de kabullendi.
Taşhan esnafının çok hoşuna gidecek kadar güzel ama Dursun Ersan'ın biraz da kesesine dokunacak kadar pek iç acıcı olmayan bu teklif karşısında Komisyoncu Sadi Şentin Amca da:
-Komşular, Dursun Ağama fazla yüklenmeyin ben de katkıda bulunayım. Dedi. Bu sözler karşısında haliyle Dursun Amca da bir hayli memnun oldu.
Bunun üzerine Hacı Pekdemir Amca gülerek bizim dükkâna geldi.
-Haydi, getir evlat artık şu kafesi! Deyince yine motosikletime binip aldığım 2,5 liranın şevkiyle bahçeden kafesi getirdim. Cebinden bir 2,5 lira daha çıkarıp bana vererek:
-Halil, bu para da senin okul harçlığın olsun. Ancak ben demeden kim derse desin kafesi sakın olasın götürme. Diyerek teşekkür etti.

Hacı Pekdemir Amca kafesi aldığı gibi Dursun Amca'ya teslim ederek sinirlerini yatıştırıp gönlünü almaya çalıştı. Ertesi günü de sıcağı sıcağına komşularca Sipahi Pazarı'ndaki meşhur ustalardan Efendiağa'nın kebap ocağında yaptırılan nefis bir kebap yenildi. Bu işten yemek sözü alarak karnını doyuran esnaftan sonra galiba en kârlısı ben çıkmıştım.
***
Taşhan'dan yeni hale (Novada'nın yeri) taşınınca babam yetmiş yaşına kadar çalıştı. O emekliye ayrılınca kardeşim Haydar Yamçıcıer komisyonculuğu devam ettirdi. Şimdi ise onun oğlu Serkan Yamçıcıer atadan gelen bu işle meşgul olarak komisyonculuğa devam ediyor.